|
18 Mart 2016, Cuma
saat: 21:16
"Kötü" diye tanımladıklarımızı "paylaşmak" ve "iyi" olarak tanımladıklarımızı gözardı etmek bizi olanlara daha çok duyarlı yapmıyor. Aksine kötülük denen siyah çemberin içine daha fazla çekilmemize neden olurken bizi bilgisayarlarımızı kapatıp da içinde nefes almaya devam ettiğimiz dünyaya geri döndüğümüzde göğsümüzün ortasında oturmuş koca bir yumrukla baş başa bırakıyor. Sonrasında sabah uyandığımızda o hırsla yine o çok "akıllı" telefonlarımıza sarılıp korkularımızın karşılığını bulacak durumları okumaya ve "paylaşmaya" devam ediyoruz. Olana küfreden yazılar, fotoğraflar paylaşmamak bizim daha az duyarsız olduğumuz anlamına gelmiyor. Neyi paylaşırsan onu çoğaltırsın. Neyi çoğaltırsan onu yansıtırsın. "Sosyal medya" mecralarında kanlı paylaşımlar yapmamak üzülmediğin, kalpsiz olduğun anlamına gelmez. Kalp hepimizde var. Kimine göre bedene eklenmiş bir et parçası. Kimine göre Kocaman BiR Dünya. Gününü nasıl geçirdiğin değil başını yastığına koyduğun an'dır mühim olan. Bi de aynaya baktığın da gözlerinin içinde neleri gördüğün. "Neyi paylaşırsan onu çoğaltırsın". nokta. | ||
|
|
||