|
04 Nisan 2016, Pazartesi
saat: 11:33
bilmediği bir dildeki şarkının tanımlayamadığı hareket tarzını kendine yakın bulmak ve giyinmek gibiymiş bizimkilerin dostoyevski sevgisi,eli dolu görünmek için evrensel diye bir söz çıkmış,madagaskarın kakaosu kanadada serpelenmiş Tolstoy'da bir kocakarının imanına sahip olmak istermiş.Bir ıssızda bir unutuluşta,eski bir kulübedeki zavallı acuzeciğin kimse hayatına,yediği kuru ekmeğe,lahana çorbasına ve lapasına,sobasının bitmez isine pasına,elinin yarıklarına.. talip değilmiş de zavallıcığın tüm bunların karşılığından uzakta bir limanı varmış onu da ondan almak,kendilerine kendileri aynı kalarak aynından yapmak isterlermiş. Şule Gürbüz- Öyle miymiş? Açıkça söylemek gerekirse İnsancıklardan sonra içime işleyen ikinci kitap bu oldu. Bitirip bitirip tekrar okuyasım var. www.youtube.com/watch?v=nIjVuRTm-dc | ||
|
|
||