|
19 Nisan 2016, Salı
saat: 01:44
Belki bu dünyada sana, bana dair bir yerler vardır. Bırak dünyayı dönüp yakınına bakman yeticektir belki de. Tüm bunları bilmeme rağmen eskiden daha fazla savaşırdım istediklerim için şimdi ise 'belki' diyerek kendimi avutmayı tercih ediyorum. İşte o 'belki' dediğin an, içine kocaman bir mutluluk dolar, söylenecek çok sözün olmasına rağmen ağzından sadece bir kaç kelime çıkıverir. Bazı zamanlarda da karşındakine o kadar çok sarılmak istersin ki, boğazında düğümlenir bir anda. Susmakla yetinirsin, bir bakıma susmak tek çare olur o anda senin için. Tüm bu duyguların tek ortak noktası boğazında düğümlenen o adını koyamadığın hissiyattır. Hayatımda 'yaşayamadıklar'ıma kadeh kaldırmayı seçiyorum ben. Elbet biliyorum bir gün alışıcağımı, tüm bu duyguların içimi bu kadar acıtamayacağını. Yavaş yavaş paylaşmayı bırakıcağımı, kendimi yalnız bırakmaya iticeğimi. Sokakta sendeleyerek yürüsem bile tek şahidimin gölgemin olacağını.. O kadar acımasızlar ki yalnızlığını, pişmanlıklarını yüzüne vurmak onları daha güçlü yaptığını sanıyorlar. Hayatımı kimseye küskün olarak pişmanlıklar üzerine kurmak istemiyorum artık. Yaşanması ya da yaşanmaması gereken hiçbir olguyu durduramadığım gibi bundan sonra seni, onu kimseyi durdurmayacağım. Ne kadar çabuk acıtırsan o kadar kolay biter yaralarımın ızdırabı. Belki de Neruda'nın dediği gibi sevmek lazım daha az acıtması için. Sevmezken seviyor olmak fakat severken sevmek.. Hayatı hep ucunda, kıyısında yaşamak.. Hayatındaki tüm düğümlere rağmen.. Bazen.. | ||
|
|
||