|
22 Nisan 2016, Cuma
saat: 01:38
olaylar, olaylar. öföriye meyilli bir haldeyim sağlıklı olmaya çabalayarak başla. aylardır en önemli gündemim profesyonel hayat, işler güçler. bir süredir yalpalayan iş hayatımın moralimi de bozmaya başladığını fark ettiğimde bundan korkmuştum çünkü ruh sağlığım da bozulursa çıkışı çok zor bir kısırdöngüye girmem an meselesi olurdu; 6 ay öncesi bu. kısırdöngüyü girmemek için imdat butonuna bastım ve yakın çevreme "ne iş olsa yaparım" deklarasyonu neticesinde 6 aylık serüvene başladım. netice: işe yaradı. _________________________________________________ bugün çalıştığım yere istifamı verdim. çünkü tam yapmak istediğim işi, tam yapmak istediğim insanlarla, tam çalışmak istediğim yerde, hak ettiğimi düşündüğüm paraya yapmak üzere anlaştık. umarım bu laflar götümde patlamaz ama guncem.com istatistiklerine göre patlaması favori. bu işi kendimi hatırlamak için bir fırsat olarak görüyorum ve adım gibi eminim ki elimden gelenin en iyisini yapacağım; hala da patlarsa demek ki öğrenmem gereken çok önemli şeyler varmış diyip bunlar nedir peşine düşerim. patlamazsa da öğreneceklerim için şimdiden hevesliyim. aslında bu günceye daha mistik, mottom olabilecek şeylerden bahsetmek için başladım girizgah yapıyorum. son çalıştığım yerde yapılan işin çok rahat ve zamanın bol olması sebebiyle sempatik/pozitif tabiattaki insanların zamanla birbirlerine sarması, kabul edilememiş özgüvensizlikler, dedikodu diplomasisinin gittikçe belirleyici olması, ahlaksızlık/kaypaklık, başkasını başarısızlığından mutlu olmak ve dahası o başarısızlığın zeminini hazırlamak;özetle yozlaşma süreci gözlerimin önümde cisimleşti. yaşananlardan bazıları benim egoma da dokundu ve fevri reaksiyonlar gösterilesi anlar yaşadım ama göstermedim. bunu yaparken içsel mekanizmam gençlikteki gibi "onları" beğenmeyerek kendimi farklı/üstün biri gibi görmek değildi, bunu ısrarla uzaklaştırdım. kendimi ispat noktası olarak o an yanımdakinin hayranlığı fikrini itici buldum, gerçek manada bir özgüveni hissettim; "demek ki buralarda bu işler böyleymiş" diyerek biraz hikayeleştirdim, öğrenme fırsatı olarak düşündüm. süreç ilerledi, olaylar gelişti. ayın 13.ünde plansız (aslında planlı ama bu kadar dream job'u hedeflemeyecek kadar hırssız bir plan rayından çıkarak) şekilde yeni işim için el sıkıştık. kendim için çok mutluydum sadece 15-20 gün beklemek gerekiyordu. bu arada dostlarım haricinde kimseye birşey söylemedim ve tavrımda bir değişiklik olmadı. ________________________________________________ Epizod 2: Bugün ________________________________________________ bu sabah ilk domino taşı en sevdiğim iş arkadaşımın işe 2 saat geç kalmasıyla devrildi. ardından, zehrini bana hiç tükürmese de gittikçe yılansı bir insana dönüştüğünü düşündüğüm müdürümüz kovuldu. onun da ardından beni en çok didikleyen kişinin itibarı, insanları didikleme özgüvenini aldığı patronumuz tarafından herkese aleni şekilde sıfırlandı. ben de sabah saatlerinde merkez ofiste olmanın fırsatıyla istifamı verdim; patronla helalleştik. altı boş özgüveniyle yaptığımız işi küçümseyen bir tanıdığımız ise boşalan pozisyonu anında kaptı. _________________________________________________ şimdi (uyanıp uyandıktan sonra) sadece kendim için mutluluğun dışında haklı olmanın gururunu da hissediyorum. bu günceye başlamadan önce düşündüm; haklı olduğum şey nedir diye ve tek cümlede (belki 2) yazılabilecek bir mottom olduğunu fark ettim, yazıp bitiriyorum. "kalbini temiz tut ama herşeyi gör, sıradaki olayın hakkını ver" _________________________________________________ önceki güncedeki kişiyle gelişmeler: sıfıır sıffır sıfffır. | ||
|
|
||