|
24 Nisan 2016, Pazar
saat: 10:56
dağıldı birdenbire alnına düşen saçlar. birdenbire toprakta bir şeyler kımıldadı. bir şeyler konuşuyor karanlıkta ağaçlar. çıplak kolların üşüyecek. uzaklarda görmediğimiz bir yerde ay doğuyor demek. o daha yapraklarından inip senin omzunu aydınlatarak gelmedi bize kadar. rüzgâr çıkar ay doğarken. ağaçlar konuşuyor. kolların üşüyecek. yukardan karanlıkta kaybolan dallardan bir şey düştü ayağının dibine. sokuldun bana. çıplak etin tüylü bir yemiş kabuğu gibi elimin altında. ne bir yürek türküsü, ne "aklı selim" ağaçların, kuşların, böceklerin önünde, karımın eti üstünde düşünüyor elim. bu gece elimin okuyup yazması yok. ne sevgisiz, ne sevgili... su başında bir parsın dili bir asma yaprağı bir kurt pençesi gibi o. kımıldamak, nefes almak, yemek, içmek. toprağın altında çatlayan bir çekirdek gibi elim. ne bir yürek türküsü, ne "aklı selim", ne sevgisiz, ne sevgili. karımın eti üstünde düşünen: ilk insanın eli. toprakta suyu bulan kök gibi o diyor ki bana: "yemek, içmek, soğuk, sıcak, kavga, koku, renk, ölmek için yaşamak değil yaşamak için ölmek... ve şimdi ben yüzümde dolaşırken dişi kırmızı saçlar, toprakta bir şeyler kımıldanır bir şeyler konuşurken karanlıkta ağaçlar ve uzaklarda görmediğimiz bir yerde ay doğarken, elim, karımın eli üstünde, ağaçların, kuşların, böceklerin önünde, yaşamak denen şeyin, su başındaki parsın, çatlayan çekirdeğin, ilk insanın hakkını istiyorum. Nazım Hikmet | ||
|
|
||