|
06 Mayıs 2016, Cuma
saat: 05:59
3713 km öteden gelen, söylenirken göz teması bile kurulmamış bazı cümleler var ki, ben bundan sonra imkanı yok unutamam. "Bilemiyorum yavrum, bazen çok düşünüyorum biliyor musun, ben bunları hak ediyor muyum diye. Hak ettim diyemiyorum yavrum, çok canım yanıyor. Canlarım yanıyor, dört bir yana savruldu, parçalara ayrıldı." diyor annem. Ben unutamıyorum, kafamda dönüyor da dönüyor. "Benim gibi olmanı istemiyorum." diyor ablam. Bileklerini gösterdiği anı bile unutuyorum bazen, bunu unutamıyorum. "Napayım kızım, duruyorum öyle. Çok özledim seni." diyor babam. Unutamıyorum. "Bence sen dön gel, sana da herkese de iyi gelecek." diyor, -hayatımın aşkı-. "Her şey için teşekkürler, ama daha fazla dahil olma hayatıma." diyorum. Bu dediğimi unutamıyorum. 2 ay sonra, 3713 km öteden, şimdi olduğum yerde gördüklerimi hatırlamaya başlayacağım. İsimleri unutacağım, kelimeleri, cümleleri, dilleri. Hepsi birbirine karışacak. Ama gece 1de kendi kusmuğumda uyandığımda, koltuğun kenarına bırakılmış suyu ve sandviçi hatırlayacağım. Kafamı masadan kaldırdığımda, uzatılan sigarayı. Masmavi, boncuk boncuk gözleri hatırlayacağım. Bazı geceleri,sırf tek başıma uyuyamadığım için gittiğim evleri. Kaldırımları hatırlayacağım. Unutamadıklarımda ve hatırladıklarımda boğulacağım. Güzel insanlar var, onlar çıkaracak beni diplerden. Dibe vurduklarında, beni çıkarttıkları yeri hatırlatacağım. Böyle, tutuna tutuna bir şeylere, yuvarlanıp gideceğiz. Bu kadar aslında, nasıl zorlaştırdık, aklım almıyor. | ||
|
|
||