06 Mayıs 2016, Cuma
saat: 15:21


Her zaman söylediğim gibi; olması gereken, olur.


Tam karşımızdaki apartman kentsel dönüşmesi uygun bulunduğu için yıkılıyor. Bence isabet oldu yoksa kendi kendine yıkılacaktı ve zemin kattaki kafede kendi halinde kahve içen insanlar ne olduğunu anlamadan aramızdan ayrılacaklardı. Yıkıldığı andan beri akşam saatlerinde ışıkları kapatıp elimde yaseminli yeşil çayımla apartmanı izliyorum. Terapi gibi. Vincin dişleri arasından molozlar sarktıkça bir mutlu oluyorum, bir mutlu oluyorum! Galiba en sonunda delirdim.


Geçenlerde S. ile rakı-meze yaptık. Zaten rakıyla balık yiyenin kafasına sıçayım. Ne yediğin balıktan anlıyorsun ne de içtiğin rakıdan. Rakı bardağının leşşş gibi balık kokması da cabası. Neyse. Baya muhabbet ettik. Özlemişim. Epeydir kafası bulanıktı, hala da öyleydi gerçi ama itinayla dağıttım kafasını. Ordan da benim mekana geçtik, hayatımda içtiğim en güzel latteyi burası yapıyor. Bağımlısı oldum.


Zoey'i kısırlaştırdım, nihayet. Hayvancağız her kızıştığında boynunu kırarcasına yerlere yerlere vurmaktan kurtuldu. Ameliyattan sonra akşam veterinerden alıp eve geldiğimde onu o halde görünce kendimden nefret ettim ama sonra geçti neyse ki. Hemen toparladı kaltak. Gerçi ısrarla dişleriyle dikişlerini sökmeye çalışıyor ama nah söker. Veteriner nasıl sağlam diktiyse artık. Aferin.


Bu arada, ben galiba pesketaryen oldum. Havalı bir din gibi duruyor ama değil, bir çeşit vejetaryenlik. Kırmızı et ve kanatlı eti yemiyorum ama balık ve deniz ürünleri yiyorum. Sonrasını pek düşünmedim. Şu an hiç zorlanmadan yaptığım ve içimden gelen şey bu.


Bi de aşık olmak istiyorum. Teşekkürler.



istanbul
hosting