|
08 Mayıs 2016, Pazar
saat: 19:13
şu yoğun dönemde sakınan göze batan çöple önce parmağımı kırdım, akademik yıl bitince çıkaracağım şekilde bir zamanlamayla atelden robokop oldum. dişim çürümüş meğerse, dün gece de onu kırdım, haftanın dişçiye en uzak zaman diliminde voltaren ampullerine sığındım. sıradaki de kafayı kırmak olsun diyorum zira 1 haftadır filan bu öfke, boğaz düğümü, alınganlık, had safhada atar hali geçmedi. yastıkla yatak dövmek filan rahatlatıyor biraz, yine de "bi yan baksa da dalsam" diye yolda evde sokakta pis pis kestiğim insanların yerini tutmuyor. kimse çıkmasın yoluma, kıymalara kıyamam. baş dönmesi gibi kafa ağırlığı gibi bişiler başladı bi de birkaç gündür. yazık bünye nerden ne sinyal vereceğini şaşırdı. yüklenmeden mi bilmiyorum, ilaç dozunun son düzlükte olmasının da etkisi vardır belki. laçka laçka laçka. neyse bi yandan içinden çıkamazken bi yanım da dışardan izleyip, bunların bu dönemin ruh haline özgü arızalar olduğunu görebiliyor. komik geliyor dışardan bakınca aslında. kızılay'ın genel müdür yardımcısı somali'nin o halini anlattıkça adamın karşısında ağlamicam diye ne uğraştım arkadaş. daha önce de oldu tabi bir sürü sınav, iş yoğunluğu dönemi filan ama bu sefer bana bu kadar ağır gelmesi, karanın bir türlü görünmemesinden galiba. yani süre olarak demiyorum, altından kalkabileceğimi hala gözüm kesmiş değil. amaan, sıkıldım gamze'nin kırk türküsünden. öyle ya da böyle girit ezmeyi ana vatanında kaşıklamaya alt tarafı 10 gün var. nedir ya, abarttın ha. | ||
|
|
||