18 Mayıs 2016, Çarşamba
saat: 20:42


Çirkinin bahçesi gibi çiçekler ve kokuları onun kabusu, ateş böceginin serinliginde bir sögüt gölgesinde oturuyorum.
Buranın sessizliği kendi ıssızlıgımın tesellisi cogu zaman. Birde sadece burada duydugum kuş sesleri var bana huzur veren.

Gözlerimin ışıgı,kalbimin hasadı, Toprak,hava,denizler.. sonsuz aşk onun kollarında.

O yanımda yokken onu aklımdan çıkarmaya çalıştıgım anda ya açık bir denizde dalgaların arasında alabora oluyorum yahut korkunç bir çöl fırtınasının tam ortasında kalıyorum.

Benim içimde her daim ömer hayyam rubailerinin günde beş vakit ezan okur gibi bana seslenmesi bende tek bir şeye işaret ediyor. Seni eski doğu medeniyetlerine benzetiyorum. Belki mezapotamya, belki pers imparatorluguna yada ölüdenizin güneyindeki mucip vadisine. Orada dünyanın hiç bi yerinde bulamayacagın kadar tertemiz içme sularının aktıgı derelere.
Çölün ortasında bir mucize gibi, Evet, evet sen bir mucizesin.
Vakur duruşun, şiir gibi hayatın ve özgürlükle ahenkli dansın.Tüm bunlar senin varlıgını simgeliyorlar bana.
Yoklugunda ise o çöl ayaga kalkıyor. Yüzüm kumlarla kaplanıyor, gözlerim yaşlardan sırılsıklam. Her rüzgarda ıslak gözlerime kumlar yapışıyor.Biraz,biraz,biraz daha derken iyice kapanıyor gözlerim. O kumlar ki fırtınayla gökyüzünü bile paramparça ederken benden buna dayanmamı bekleyecek kadar gaddarsın.

Yoklugun böyle bir sınav işte, böyle bir araf.

Aşamıyorum, hiç bir insan evladı aşamaz.

Çünkü yaşadıgımız şeyin yüceliği karşısında aciziyete sahibim. Bizimkisi aşk değildi, tanrı kısa bir ilahi an için bize katılmıştı sanki. Senin ruhunda vaftiz edildim,senin gözyaşlarınla..

Simdi yoksun. üstelik yoklugunla girdigim sınavların sonunda seni elbet tekrar kazanacagımı bildigim o günler artık çok uzak. Artık sadece mezarının basında sana birşeyler anlatırken bulabiliyorum kendimi.

Seni kimlere anlatsam aldıgım tek cevap senin kalbinin savasını ben veremem oluyor canına yandıgımın dünyasında.

Kısa kesmek gerekirse şakımalarını dinledigimiz bülbüllerin üstlerinde gezdikleri gül bahçelerine kanları damlıyor, o an çıkan bir rüzgar o kanları dört bir yana saçıyor. Tüm şehrin tarihini yansıtan duvarlar, galata kulesi,dolmabahçe sarayı, her yer kan revan oluyor.

Bülbüller bile yoklugundan kan aglıyor,bende olanı biteni izlerken kahrolmaktan başka birşey yapmıyorum,yapamıyorum.

www.youtube.com/watch?v=oDqdieQ17J0


istanbul
hosting