|
28 Mayıs 2016, Cumartesi
saat: 12:56
Sabahın 7'sinde uyandım, bir duş alıp Meryem ablayı bekledim. Hayır Meryem ablayla sevişmeyeceğiz. Sadece evi temizleyecek. Saat 8 oldu, yok. 9 oldu yok. Demek ki gelmeyecek dedim. Gerçekten çok zekiyim. Evi de bok götürüyor. Yahu dedim, ben daha ölmedim! Kendi evimi kendim temizleyebilirim elbette. Kahvaltı bile etmeden bi giriştim, var ya nasıl pırıl pırıl oldu. Her taraf Marc kır çiçekleri kokuyor. Koltukları bile sildim. Kedinin tüyleri çıktı böyle öbek öbek, orospunun evladı. Balkonları da yıkadım. Şu anda perdeleri yıkıyorum. Makine bitsin asıcam ve ayaklarımı uzatıp çilek yiycem. Evet, bence bunu hakettim. Epeydir kuaföre gitmiyorum, onu farkettim. Kendim hallediyorum. Hatta dün gaza gelip bitkisel saç boyası aldım. İçinde zararlı hiçbir kimyasal yokmuş ve cruelty-free imiş. Orta küllü kumral rengini aldım, yarın sabah boyayacağım bakalım. Götüme benzerse artık ıslatıp tepeden toplarım ne yapalım. Saçlarım istediğim renk olmadı diye oturup dertlenecek değilim. Mmmeh! Geçen gece oturdum, saatlerce Peru'da İspanyolca kursu araştırdım. Niye böyle bir şey yaptım bilmiyorum ama neden yapmayayım ki? Peru'da çok hamam böceği var mı acaba? Aha da makina bitti. Şimdi yalnız yaşamanın yüzlerce güzel yanını bir anda unuttaracak bir atraksiyon olan perde takma eylemini gerçekleştireceğim. Halbuki şimdi evde bir erkek olsaydı kendisine yavşayıp perdeleri taktırabilirdim pekela. Gerçi iki perde için sevişmeye değer mi, bilemedim. Sanırım değmez. Teşekkürler. | ||
|
|
||