|
30 Mayıs 2016, Pazar
saat: 01:02
Bu hisleri hatırlıyorum. Haftasonunun inanılmaz kıymetli olduğu, pazar akşamları sendromların çöktüğü zamanları. 2012 sonları, Ketenci'de ilk işe başladığım günler. Oranın eskisi olan stajyer ve genç avukat kızdan nefret ediyordum. Sonra orada onlardan daha uzun süre çalıştım. Onları kimse hatırlamazken onların hiç hayal edemeyeceği bir ihtimam gördüm o büroda. Tabi uzuuun zaman sonra refaha erdim. Refaha erer ermez de hemen afakanlar bastı ve bulduğum ilk büroya attım kendimi. Refaha erene kadar sabaha kadar tercüme yapılan Corning günleri... Gezi patladığında ben tercüme yapıyordum. 31 Mayıs haftasında Gezi Parkı'nda ne olup bittiğinin farkında bile değildim. 30 Mayısta tercüme ile sabahlamıştım. Harbiye'de kalıyor Nişantaşı'nda çalışıyordum. 31 Mayıs sabahı işe bile gelmeden tercümeyi bitir dediler. 10 dakika bile büyük kayıptı. Harbiye'nin bahçesinde gaz kokuları içerisinde tercümeyi yapmış, sonra uyumaya gitmiştim. Sonra dangalak bir Fransız müvekkil gelmişti ve beni yeniden büroya çağırmışlardı. Mal mal işe gitmiştim. Dönüşte korkusuzca gazların içinden geçer orduevine geri dönmüştüm. Sonra balkonda sabaha kadar TOMA'ları izlemiştik. Ondan sonra her şey rutininde gitti. Staj Eğitim dersleri başladı. Çok keyifliydi. Hayatımın en güzel dönemiydi. 14:30'da bürodan çıkar yürüye yürüye Tünel'e giderdim. Hep Elli Goulding'in I Need Your Love şarkısıyla başlardım. Sonra 1 aylığına Brüksel'e gittim, avukat olarak geri döndüm. Her duruşmanın bana itelendiği bir dönemdi. Ben de havalanmıştım ama ben fikri sınai yapıyorum filan diye. Sonra Show'a şutlandım. Selçuk Bey baya terbiyesizlik yaptı o dönem. Show'da da Çiğdem ve Arzu ikilisi beni yıldırdı. Fazla mesai saatlerimi bile not etmişim mobbing davası açarsam kullanırım diye. Sonra Tekfen'e geçilir geçilmez onlara haber vermeden yer değiştirdim. Çok bozuldular ama bir şey yapamadılar. Sonra sikindirik TV EM dönemi başladı. Beyinsiz bir baş hukuk müşaviri ile mücadele. Sürekli sözleşme sözleşme sözleşme. Sonra o müvekkilin tüm dosyalarından istifa ettik. Ondan sonra Bu Tarz Benim günleri. Çiğdem'le mücadeleler. Ama en sonunda Çiğdem Hanım bana saygı duydu. Onu sindirmeyi başardım. Mehmet'le tanıştıktan sonra da "sikerler mesainizi" kafasına girdim. Daha da fazla mesai yapmadım. Tatlı tatlı çalışarak zam filan aldım. Şimdi böyle baya kendini ezdirmiş genç avukatların olduğu bir büroya geçtim. Fazla mesai is a must. Patronlar yer bebeler çalışır kafası. Gerçi burada vazgeçilmez olmak daha zor. Ama aynı savaşları vermek istemiyorum. TV EM'den 3 tane var burada ve işleri bitmeyecek belli. Ben de kaygı dolu bir insanım sonuçta, belki de anksiyete filan var. Önümde beni bekleyen günleri daha yaşamadan gözümün önüne getirip korkunç bir endişe duyuyorum. Çünkü ihtiyaçları olandan daha az avukat çalıştırıyorlar ve hepsi genç, paylaştırsam da hepsinin kontrol edilmeye ihtiyacı var. Ama Volga Hanım haklı, 3 ay dayanmam yeterli. Her ne kadar çıkış saatinin belli olmaması beni iğrendiren bir şey ise de madem buraya kısa süreli katlanacağım, onları takmayıp saatimde çıksam da bir şey fark etmez. İşten atılsam ihbar süremde günde 2şer saat daha az çalışıp para bile alırım. Yaparım bunu kaşarlandım ne yapayım. Artık kimseyle gönül bağı kuramam. Ben başka bir insan oldum. Sadece Selolar beni alırsa zaten evvelden gelen bir gönül bağım var, ancak o zaman aile ortamında gibi çalışırım. Ama zannetmiyorum yani. Yakın gelecekte beraber çalışacağımızı sanmıyorum. Bu hayat beni endişlendiriyor. Her yerde yeni baştan savaşlar verilecek filan. Gelir gelmez ebemi siktiler. En büyük işlerinden biri patladı. Pazartesi sabah 8'de çıktım. İstisnaidir deyip geçecektim ki due diligence illeti çıktı. Hadi ondan kurnazca sıyrıldım ama şimdi tüm retainer'lar bana kaldı. Akışına bırakamıyorum işte yapamıyorum. ÇOK TEDİRGİN ENDİŞELİ OLUYORUM ANLIYOR MUSUN GÜNCE? Ben istiyorum ki sadece dava takip edeyim, arada tek tük sözleşmelere bakabilirim. Ama çıkış saatim sekmesin. Sporuma gideyim, sevgilime gideyim, arkadaşlarıma gideyim. Ooof of. Hayat. | ||
|
|
||