|
30 Mayıs 2016, Pazartesi
saat: 14:39
Böyle olacağı belliydi. Çok acayip fakat hiçbir detayı olmayan planlar yapmaya başladım. Şu an yaşadığım hayata en fazla bir kaç sene daha katlanabileceğime karar verdim. Hiçbir zevk almıyorum çünkü. Günler geçtikçe hem bedenimin, hem ruhumun yaşlandığını hissediyorum. Ölüyorum amk. Bunun için de kimseyi suçlamıyorum ama bu hayat, içinde yaşadığım yerde ve içinde yaşadığım insanlarla değişmeyecek. Bu sistemden çıkmak için gitmek gerek; seni sorgulamayacak ve seni sorguladıkça kafanda ''Acaba bir hata mı yaptım?'' karışıklığı yaratmayacak kadar uzak bir yere gitmek gerek. Gitmem gerek. Hani ''Çok uluslu bir şirkette deli paralar kazanan bir yöneticiyken her şeyi bırakıp ebesinin örekesine gitti ve bahçesinde muz yetiştirerek mutluluğu buldu.'' gibi haberler var ya, özeniyoruz. Hatta manyak gibi kıskanıyoruz. Çünkü bizde o göt yok, biz de istiyoruz ama yapamıyoruz. Hayır hiçbirimiz çok uluslu bir şirkette deli paralar da kazanmıyoruz oysa. Baksan son derece vasat bir hayatımız var. Kaybedecek hiçbir şeyimiz yok yani. Kaybedecek bir götümüz bile yok. Neyse. Geçen akşam N. ile buluştum. Malum bir seneyi aşkın görüşmüyorduk. D.'nin aramıza girmesine izin verdiği için kızgındım ona ama hayat böyle kızgınlıklar için o kadar kısa ki. Siktiret dedim ve buluştuk. Özlemişiz birbirimizi. O da delirmiş. Her an birlikte Güney Afrika Cumhuriyeti'ne yerleşebiliriz. Neden olmasın? Bu sistemin bir parçası olan herkes, ''Ne işiniz var orada?'' diyecektir, eminim. Ben de onlara diyeceğim ki ''Peki burada ne işimiz var?'' Akşam spor yapayım ben biraz. | ||
|
|
||