|
24 Haziran 2016, Cuma
saat: 12:51
kitap okurum diye düşünüyordum ama üstüme bir bungunluk çöktü. dün de bu saatlerde vardı üzerimde buna benzer bir duygu. ardından kalp çarpıntısı. sanki bir şeyler ben yokken oluyormuş ya da bir şeylere geç kalmışım gibi karışık bir telaş hali / düşüncesi. onun da ardından dinginlikle karışık bezginlik..ne olduğunu çözemediğim bir haleti ruhiye.. bugün sanki daha kuvvetli bastırdı. rüzgar esiyor.. odamın camından kavakları seyrediyorum..salınışlarını..yaprak hışırtılarını dinliyorum.. dışarıda "tepelerden aşağı vahşi atlar misali koşan" hayatı sonra. neresinde olduğumu, neresinde durduğumu kestirmeye çalışıyorum. sanki kıyısından seyrediyorum her şeyi. olmaz mı hani insana? arkasına yaslanıp dinler şöyle bir etrafını, olanları, kendini.. işte günün bu saatlerinde, işim de bitmişse bunları düşünüyorum. bir türk kahvesi yaptırıyorum kendime, köpüklü, sade. çekmecemdeki parfümden sıkıyorum. tembih ediyorum personele.. İÇERİ GİRMEYİN.! sesleri dinliyorum. sesleri düşünüyorum sonra. doğa bize bu şekilde imgelerini göstermez miydi, sen söyledin. kıyısına çekiliyorum her şeyin. hani sahilde dalga vurur da ayaklarına değmesini istemediğin zaman ağır ağır, geri geri yürürsün ya..aslında dalga ile bir alıp veremediğin yoktur. adım adım geri çekiliyorum bazen işte uzaktan seyretmek için. bu hayata dahil olup ama dışında kaldığım için ayrı bir keyif alıyorum o anda. senle beraber o sahilde denizi seyrediyorum bir süre. elimi tutuyorsun. bana bakıyorsun. birazdan yaklaşıp başını omzuma yaslayıp baktığım yere bakacaksın. uzaklara bakıyorum ben de. en uzaklara. ne gördüğümü bilmiyorum. en uzağı göremiyorum aslında. sonra başımı çeviriyorsun. gülümsüyorsun. dudağımdan öpüp elimden tutup uzaklaştırıyorsun beni kıyıdan. beni götürüyorsun. bilmiyorum nereye içim huzur doluyor. kendimi eline bırakıyorum. senle yürüyorum tüm kıyı boyunca... senle seviyorum bu hayatı. her şeyin sonuna kadar da seveceğim. "sonsuzluk belki şefkatlidir" AH...AH BU ROM'UN BİZE ETTİKLERİ İŞTE | ||
|
|
||