29 Haziran 2016, Çarşamba
saat: 15:50


benim seni sevişim, senden çok benimle ilgili bir şeymiş gibi geliyor bazen. yaptıklarım mesela benim birisini sevme biçimim bu olduğu için böyle. bu sana/bana has bir durum da değil aslında, herkes kendi gibi sever işte sevdiğinden bağımsız olarak. herkesin sevgisi kendisine özgü. öte yandan ego garip bir şey, sevdiğinin kendisini sırf kendisi olduğu için sevmesini istiyor insan. sadece kendisine özgü bir sevgi arıyor. üzerinde çok düşününce kafam karışıyor, kimin nerde bitip kimin nerde başladığı bulanıklaşıyor.. böyle anlarda gözlerinde kendimi görmeye ihtiyacım oluyor, neyin ne kadarı bana özgü bilmek istiyorum, sırf ben olduğum için olan şeyleri bulup çıkarmak ayıklamak istiyorum.

başından beri değil ama, içime sinmeyen, eksik desem eksik değil, tam adını koyamadığım arada yok olduğunu mutlulukla fark ettiğim ya da arada varlığını huzursuzlukla hissettiğim bir şeyler var, henüz çözemedim. pek çok zaman bunun da senden çok benimle, benim olayları yaşayış biçimimle alakalı olduğunu düşünüyorum aslında. yani bir olan bitenin olup bittiği reel-level var, bir de bunların çözümlemesinin sağlamasının anlamlandırılmasının yapıldığı meta-level var. meta-levelda kendimi yalnız hissediyorum çoğu zaman, seni arıyorum bekliyorum orada. daha önce kestirip attığım hikayelere kıyasla önemli bir fark var, bunun gayet farkındayım: bende çok güçlü olan bu meta-levelın birisinde bu kadar güçlü olmaması, yüzeysellikten çok farklı bir şey. daha doğrusu, illa ki aynı şey değil. yüzeysel bir insanla işim olmaz. bu ise daha çok beynin çalışma biçimindeki farklılık gibi. yani reel-level ve meta-level daha fazla bütünleşmiş gibi sende sanırım, belli bir derinlik ve hassasiyetle yapıyosun ediyosun ama yapılan edilen şeyler üzerine söz söyleme ihtiyacı hissetmiyosun gibi daha çok. benim içinse, tam olarak bu yazıyı yazarken anlamanın hissettirdiği çözme ferahlığı ve bunun yokluğunda hissettiğim boşluğa denk düşen bir anlamı var meta-levelın. olan bitenin içini doldurabilmek için ihtiyaç duyuyorum bu zihinsel egzersize. dolu dolu yaşıyoruz buna itirazım yok ama yaşadıklarımız üzerine konuşmuyoruz sanki artık pek. başlarda böyle değildi sanki, bilmiyorum, bu da ayrı bir kafa karıştırıcı mevzu. bir yandan pek çok şeyin yerli yerine oturmasıyla, introları yaptık kendimizi anlatmaktan birbirimizi yaşamaya geçtik haliyle de ilgisi var çünkü bunun. o yüzden bir şeyler eksildi diyemem tam olarak, evrildi sanırım daha çok.

bu bizi ayrıştırır mı, beni gitgide daha fazla yalnız hissettirir mi, meta-levela daha çok çekebilir miyim seni ve bunu nasıl yapabilirim, buna gerek var mı -yani bu yönden benzeşmek birbirimizi anlayabilmek için şart mı- henüz bilmiyorum. böyleyken böyle.

en azından bunu diyebildiğim için kafam rahatladı biraz; böyleyken böyle.

istanbul
hosting