04 Temmuz 2016, Pazartesi
saat: 01:38


bugun degisik bir seyler dusundum.

oncelikle neden bu dusunceye daldım ondan bahsedeyim. ben cok hizli kitap okurum. bu ozel bir teknikle yaptigim bir şey degil, cok hizli okuyorum sadece. tabii romanlardan falan bahsediyorum, yoksa dikkatli anlamam gereken bir şeyi okuyorsam acele etmiyorum zaten.

burada 2 husus var.1- ben soldan saga harf harf ya da kelime kelime okumuyorum. ben bir resim gibi bakiyorum, sonra da ocr gibi cozuyor beynim. yani kelimeleri okuyarak ilerlemiyorum, snapshot gibi bakip, anlıyorum. sayılara bakar gibi.

2- benim hayalgücüm cok zayif. bu basli basina bir yazi konusu. yani hep zeki oldugumu dusundum (hatta üstün), ama aslında einstein in falan "zeki adam" tanımına %100 uymuyorum. ya da %0 uyuyorum diyelim. cünkü benim hayalgücüm cok zayıf, baya yani.

hatta söyle ornek verelim. kücükken okumayı kendi kendime sokebilmis olmama ragmen (yazılan seylerin okunmasını anlayarak okumaca); hiçbir zaman lego ya da knex tarzı seylerle, hiçbir şey yapamadım. ciddi manada yapamadım. hala da yapamam.

bunun yanında o zeka testlerinde, şekillerin açılmış hallerini çözemem. yani "bu sekil kapanınca ne olur" bilmiyorum. yapamıyorum, goremiyorum.

hafızam kısa sürelidir. o yüzden satranc oynayamam. sudoku yu kalem kagıt kullanmadan cozemem cünkü ilk sayı koydugum kutuyu unuturum, vb.vb.

neyse konu suradan geldi aslında.
ben kitap okurken hızlı okumamın bir nedeni de, romanda okuduklarımı kafamda kurmuyorum. yani "güllerle dolu bir caddeden geçiyorlardı" dediğinde, kafamda güllerle dolu bir cadde oluşmuyor. hatta hiçbir şey oluşmuyor, bir sahne yok.

bazen duruma göre "flash" gibi şeyler oluyor. mesela adam camı kıracak, o an bi yumruk bir camı kırıyor ama hangi adam kırdı belli değil, ya da kıran adamın kaşı gözü yok. yani kaşı gözü yok derken; suratı tabak gibi demiyorum. oyle durmuyor yani anlatabiliyor muyum acaba. enteresan.

--

şimdi buradan yola cıktım, sonra duyu organları geldi aklıma. bu sırada da müzik dinliyordum, sözsüz.

ve sunu farkettim. gormek ve duymak, hissetmek aslında hepsi farklı duyular olsa da; kafamızda bu diger duyu organlarımızı da "gorme ile" kıyaslamaya calısıyoruz. yani duydugumuz sarkıyı bile kafamızda canlandırmaya calısıyoruz. halbuki o görmek gibi bi eylem, yani aynı onun gibi.

gördügümüz resmin müzigini cikarmaya calismiyoruz, ama dinledigimiz müzigin resmini cikarmaya calisiyoruz. bunu demek istiyorum.

halbuki her duyu organına odaklanarak onların kendilerine özgü seylerini hissedemiyoruz. ki sanırım buna odaklanmak daha dogru gibi geliyor.

yani sözsüz bir müzik acıp, gözleri kapatıp tamamen o muzige odaklanmak. o müzige vermek kendini. görmeye calismak degil, böyle degisik. tam becerebildigimden de emin degilim gerçi. kafamın icinde sesler oluyor. o an bisi gormuyorum. ama hissediyorum, duyuyorum işte.

bi arkadasıma anlatmaya calistim, anlatamadım :)
ama yazmaya calistim simdi de.


istanbul
hosting