|
07 Temmuz 2016, Perşembe
saat: 15:25
hiç eski aşkım olmamıştı, düne kadar. ilişki bitince, ilişkinin içindeki şehvet, şefkat, kırgınlık, bağlılık, bağımlılık her ne varsa hızla çözülür ve biter (zeyp ile hızla durulamadık diye başımıza defalarca facialar gelmesi istisnadır) yarı tatlı, yarı acı bir anıya dönüşür. biten aşk bitmiştir, sevgili bir tanıdığa dönüşür. tanıdıklarıma değer veririm, kimini çok severim kimine kıl olurum, kıl olduklarımı da yavaşça hayatımdan çıkarırım. eski sevgililerimin çoğu da bana aynı şekilde davranır. hiç sevgili olmadık. sevgili olmak fikri önümüze defalarca çıktı, istemedik. bir süre sonra bir tarafımın bunu istediğini hissettim, bu tarafımı törpülemek istedim ve bunu söze döktüm, normalize ettim. buna alıştık, bizi biraz hassaslaştırdı fakat hassaslaştığımızı anlayamadık. bir süre sonra hem hayatın getirdiği zorunluluklar hem de bu alışamadığımız hassaslığımız bizi bir sene ayırdı. telefonla bile görüşmedik, ortak tanıdıklarla selam gönderdik birbirimize. bu sürede defalarca özledim, çok kez de unuttum kendisini. dün oturduk karşılıklı. onun üzerinde bir ressamın kokusu, benim üzerimde yeni sorumluluklar. geçen seneye göre çok daha güzel, geçen seneye göre çok daha güçlüyüm. bizi konuşturanların, bize bakanların ne düşündüğü hiç umurumuzda değil. şefkatle bakıyorum ona, gururla bakıyor bana. bir yandan mutluyuz bir yandan üzgün. özlemişiz ve neler olabilirdi bunları seziyoruz. sanki dün bana uğramış, balkonda kahve içmişiz gibi, hiç uzaklık yok. kaldığımız yerden devam hissi alabildiğince. köpeği benim komutlarımı tercih ediyor. bu olduğu anda hissediyorum; kendisi de. etkileniyorum bu fikirden, etkilendiğimi hissediyor; bakışlar karıştı bir an. içimden geçen ilk his; geçen sene olmayan şey bu sene de olmasın: RED. dünden beri reddediyorum. kendimi tanıyorum epey de iyi reddederim. | ||
|
|
||