|
08 Temmuz 2016, Cuma
saat: 18:25
Tell the bitches that I'm back in town. Ay sanki kilometrelerce uzaktaydım da dönmüşüm gibi. Halbuki hepi topu Foça'ya gittim geldim. Götüm. Ya da memleketin yarısı bayram tatiline devam ederken Cuma günü şehre dönüp çalışma keyfiiiiii. İkisi de aynı kapıya çıkıyor. Foça güzeldi. İnanır mısın, hiç denize girmedim. Halbuki yeni pembe mayomu bile götürmüştüm. İnsan yaşlandıkça gençken manyakçasına zevk aldığı şeyler için üşeniyor demek ki. Sevişmek de böyle galiba. Mmeeh, şimdi bu sıcakta kim giyinecek soyunacak? Az öteye git de uyuyalım. Libido yerlerde. OSHO'nun sistem çok mantıklı aslında. Bi ara bahsedeyim. Seneye her şeyi bırakıp siktirolup gitme planlarımı ailenin bütün üyeleriyle paylaştım nihayet. Zaten hepi topu ben hariç 3 kişiler. Abim hiç beklemediğim bir şekilde ''Maddi manevi her türlü arkandayım, her türlü destekliyorum.'' dedi. Annem zaten çoktan cepteydi. Babam biraz canımı sıktı. ''Gidemezsin!'' demedi tabi, neticede eşşek kadar kadınım. Kaldı ki, ilk ve son defa ''Yapamazsın, edemezsin!'' dediğinde 17 yaşındaydım. Neyse ne. Her türlü gideceğim. Aslında şöyle bir sistem düşünüyorum; 6 ay Dünya'nın farklı noktalarında gezme tozma. 6 ay burada. Sadece düşünüyorum tabi. Planlamıyorum. Ama neden olmasın? İnsanlar yurtdışına kapağı atıp orada yaşamak isterken benim amacım sadece Dünya'nın hemen her noktasında bir süre yaşayıp geri dönmek. Sonra çalışıp (ya da dinlenip) tekrar yola çıkmak. Hangisi daha mümkün? Göreceğiz. Hadi beni salın da eve gidip temizlik yapayım. | ||
|
|
||