|
22 Temmuz 2016, Cuma
saat: 02:04
Küçüktük,fen bilgisi dersinde ışığın kırılışını anlatmak için öğretmen bir deney yapmıştı,bir bardak,yarıya kadar su dolu hani.Bir kurşun kalem koyardı içine.Kaleme bakmamızı söylerdi.Kalem kırık gözükürdü gözümüze.Sihir gibi demişti hiç unutmuyorum,gerçekten de kaynamış lop yumurtayı gazoz şişesinden geçirilmesinden daha enteresan gelmişti ki şimdi seneler seneler sonra evdeki avizenin kristallerini güneşe tutuşumu oyun, bunu ise sihir diye adlandırıyorum... Nerden geldik bu konuya dersek,bende bilmiyorum,geldim işte... Hani kırılmak da öyle mi acep..? Hani aslında kırılan bir şey yok da biz mi çok kurşunuz ya da kimi vakit çok mu kurmuşuz odunu bilmeden... yahut o bardağı hep mi boş mu görmeli kırılmamak için... hep bu iyimserlik miydi bizi mahveden... üzerine bir bardak soğuk suyu içirten... lop yumurtayı şişeden geçirten Rabbim, kalemim fon-deepken güneşimi daim eyle... not:soğuk suyun kırılma üzerindeki etkisininden bihaberim! saat: 02:26 canım babam bugün senin doğumgünün nice mutlu yıllara,uzun çok uzun seneler benimle kal,kaçırdığımız senelerin inadına..nice mutlu yaşlara bu dünyada en çok sevdiğim... | ||
|
|
||