|
23 Temmuz 2016, Cumartesi
saat: 21:04
Otobüsle sarıyer'den taksim'e dönerken yaşlı bir amca oturdu yanıma. Selam verdi, selam verdim. Başladı anlatmaya. 37 yıl avukatlık yapmış. Kendince ilginç bulduğu bir sürü anısını anlattı. MİT'le ilgili bir şeyler,bir idam mahkumunu ipten alması falan. Dinliyorum,arada soruyorum Anlattıkça daha kişisel, daha ailevi şeylere döndü ibre. Sıkılmıyorum hiç, ama amca hep uzaklara bakıp anlatıyor, bana dönük değil yüzü. En sona en ilgincini saklamış olacak. Bak evladım dedi, en yakın dostum ayağımdan vurdu beni; topal kaldım. Neden amca dedim. Kızımı istedi oğluna.Vermedim. Vurdu beni dedi.Ağzım bir karış açık dinliyorum.Kızım şimdi yurt dışında, evli, çok mutlu diye ekledi gururla Gözü yolda hep bir yandan da. İneceği yeri kolluyor, lafa dalıp kaçırmak istemiyor. Yolun ve sohbetin biteceğini kesitirince ilk defa döndü.Kusura bakma evladım dedi; çok anlattım kafanı şişirdim. Ben yok canım olur mu öyle şey demeye çalışırken devam etti ben yokmuşum gibi sanki: Yaşlanınca dedi, elden ayaktan düşünce, emekli falan olup çekilince hayattan arayıp sormaz oluyor herkes, kapın çalmıyor. Yalnız kalıyorsun. Aşk ağlatır dert söyletir dedi. Durağı geldi,indi gitti. Öyle bakakaldım arkasından,aksayan ayağına,güç bela yürüyüşüne. Boğazımda bir yumru Öyle işte. Herkesin cebinde hikâyesi, öyle geziyor. Durup dinlesen sana yük, susup anlatmasa ona. www.youtube.com/watch?v=651E4R9RjAs | ||
|
|
||