26 Temmuz 2016, Pazartesi
saat: 00:53


yazmak ya da yazmamak işte bütün mesele bu...!


inanamak ya da inanırmış gibi yapmak..

sevmek ya da umursamamak..

güvenmek ya da bir şans daha vermemek..

o şansı verdiğinde pişman olma düşünceleri beyni kemirir, ya...ya....ya...

adam hala seni sevdiğini ve her daim o sevginin orada olduğunu gayet inandırıcı ve de inanmış gözükerek size söyleyebilir..

derin dondurucuda bir sevgi, bir aşk bekleyebilir mi?

erkeklere özgü olmalı ya da değil..

yani bir aşk bir şekilde orada bir yerde beklerken yani bir kadını hep çok sevdiğini söylerken kalp başka kadınlara da severmiş gibi görünüp yahut da sevdi bilemem.. sonra karşına geçip ben hep seni sevdim, seni bekledim deyip, yokluğumda, başka birine, belki birilerine kadınım deyip, sevdiklerini bir kenara nasıl itebilir...


aşk, sevgi bu kadar mı pamuk ipliğine bağlı...

ya diğer kadının durumu...

o da inanmıştı ne acı

uzun lafın kısası..

evet bir kalpte belki bir çok sevgi aşk olabilir, sanırım o an hangisi daha fazlaysa ya da aklına mantığına hangisi yatıyorsa en başta ona yöneliyor insan...kalp yahut cinsel güçten öte aşkı,ilişkileri akıl yönetiyor bu kesin...

o zaman sadakat ne..?

sadakat, seçimsizliğin tragedyasını yüceleştiren bir avuntudan mı ibaret...?


#seçimsizlik madalyonun tersi kaybetme korkusu

o vakit seçim hakkı ne kadar çok olursa o kadar akıl devrede duygular geride kalıyor yahut da seçim hakkı çoğaldıkça akıl değil cinsel güçlerin denetimi aklı geçiyor..
birinci durumda;

özgürsen eğer;

seçenek arttıkça akıl önde duygular geri planda cinsel güçler kendi halinde

ikinci durumda;

özgür değilsen;

duygular kendi halinde,akıl rafta,cinsel güçler ön planda..

off..neyse.. kafam karıştı gece gece...


kısaca inanmıyorum..!

güvenmek inanmaktan sonra gelir..!



istanbul
hosting