01 Ağustos 2016, Pazartesi
saat: 21:47


Bugün epey bir zamandan beri ilk kez tüm günümü fabrikada geçirdim.
Eskiden, aslında böyle yazınca sanki 20 yıl evvelsini anlatıyorum gibi oluyor
çokta eskiden değil 2-3 sene evvel, bu fabrikada çok zaman geçirdiğim günler.

Burdan çıkmak için sabırsızlanırdım, çünkü insanın sevdiceğinin yanına gitmek için o göğü yaran roket misali fırlayası gelir ya.
İşte o günleri anımsadım bol bol, ben burada en son bu kadar zaman geçirdiğimde Ceylin vardı, yanımdaydı. henüz güzel bedenine toprak giymemişti.

Akşam olduğunda evde yiyeceksek mutlaka bişeyler isterdi benden
alkol,meşrubat,yoğurt olmadı ekmek. Bunu benim sorumluluk duygum gelişsin diye yaptırdığını söylerdi.
Ben eve gelirken alırım aslında ama aramızda görev dağılımı olsun istiyorum derdi.
Bu yüzden bulaşıkla,temizliğe bulaşmazdım, bir tek perde asardım.Kıyamazdım onun p parmak uçlarına kakıpta kornişi tutturacam diye kıvranmasına.

Hele bu yaz günlerinde o evin tadı bambaşka oluyodu
Türlü meyve ağaçları ve kadife çiçeklerinin kokusu o leş gibi istanbul'un nemli havasına bi nebze katlanma hacmi açıyodu içimizde.
yemekten sonra sofrayı öylecene bırakır duruma uygun bir kanal bulur balkona geçerdik.
Deniz görünmezdi,ama sesini,kokusunu duyardık.
Onun o kadehi tutuşunu çok severdim,parmakları öyle güzel kavrardı ki ona hayran olduğum binlerce ayrıntıdan sadece biriydi bu.

Onunla çakırkeyf olmak, şarkılarımıza ev sahibemiz asuman teyzeyide eşlik ettirme kıvamına getirmemiz ve daha bir sürü güzellikler.

Şu şarkıyı mesela yıldızların bol olduğu bir yaz akşamında son kabataş-kadıköy seferini yapan vapurun sesi eşliğinde onunla birlikte söylemenin verdiği haz. hala içimde öyle bir yarım kalmışlık ki kimse bunu tamamlayamıyor,tamamlayamazda,tamamlamasınıda beklemiyorum zaten.


www.youtube.com/watch?v=UvqKZvfPmzo


istanbul
hosting