13 Ağustos 2016, Cumartesi
saat: 18:41


Lviv çok güzel bir şehirmiş. N.'nin dediği gibi; "Sokaklarında yürürken kendimi 19. yy'daymış gibi hissediyorum."


Hala kendime gelemedim. Tatil dönüşleri hep böyle oluyor. Sanki gitmeden önce halletmem gereken bütün işleri bırakmışım da, döndükten sonra hepsi elimde patlamış gibi. Al işte hasta gibiyim zaten. Kalan son enerjimle kalkıp hazır çorba yaptım kendime. İçine bol limon sıkınca sandım ki anne çorbası gibi olacak. Hassiktir!

Dün gece rüyamda Pan Kitabevi'ndeydim. İş başvurusu yapmışım, kasada durmaya ya da kitap kolilerini taşımaya razıyken kadının biri gelip "Sizi bilmemne bilmemne müdürü olarak düşünüyoruz. Önce kısa bir eğitim olacak. Ne zaman başlayabilirsiniz?" diyor. Hala bankada çalışıyorum tabi. Kısa bir an duraksadıktan sonra "Hemen" diyorum.

Dünyayı gezme arzusu baki ama sanki bir şeyler değişti. Kaçıp kurtulmak için değil, keşfetmek için gezmek istiyorum. Bütün gün yürüyerek yorulmak değil, sevdiğim işi yaparken yorulmak istiyorum. Katlanmaya mecbur olduğumuzu sandığımız şeyler, şu hayatın tuzu biberidir belki de. Bilmiyorum.

Bir duş alıp çıkayım. Kahve içmek istiyorum ve evde sadece neskafe var.


Keşke yağmur yağsa da, bu vasat Cumartesi'nin bir anlamı olsa.




istanbul
hosting