|
18 Ağustos 2016, Perşembe
saat: 05:16
8 yaşında filandım. başak sokaktaki evde nereye gitsem peşimden gelen 4 tane civcivim vardı. ilk tekmenin yanlışlıkla olduğundan eminim. ayağım çarptı ve minnak civciv, ufak ben için ufacık, kendisi için ise kocaman bi mesafeye savruldu. hacıyatmaz gibi toparlak ayaklanır ayaklanmaz can havliyle bana doğru koştu. o tepkisine şaşırıp, yine olacak mı diye merakla bi anlık boş bulunup hafif bi tekme daha savurdum. yuvarlanma toparlanma daha da bi can havliyle ayağımın dibine koşturma. bu sefer meraktan değil, o sevimli-komik-zavallı hali tekrar görme isteğine yenik düşüp bu sefer boş bulunmadan, o yüzden de anında pişman olarak, ama basbaya bile isteye bi tekme daha.. gittikçe daha hızlı koşuyor sanki. tekmeler olduysa dört olmuştur, beş olmamıştır. sert de diil sadece halıda yuvarlamalık. belki oyun gibi bir şeydi onun için bilmiyorum ama benim için ne olduğunu bildiğimden, bir anlığına zayıfın -hem de işi gücü bana koşmak olan bi tipin- karşısında zalim oluverdiğimden mütevellit içimi bi anda yakıcı bir utanç, pişmanlık ve vicdan azabı kapladığını; bana son koşuşunda yerden kapıp sarıldığımı öptüğümü, avucumun sıcağında uyuttuğumu hatırlıyorum. hala böyle "ben o civcive o yanlışı yapmayacaktım aga" kabilinden hatırladığım bi hadisedir. | ||
|
|
||