22 Ağustos 2016, Pazartesi
saat: 15:54


Bazen kendimi çok mutlu hissediyorum. Sonra hemen geçiyor. Aslında mutsuz birisi değilim, ama ortam da mutlu olmaya çok müsait değil gibi. Hani çok büyük futbolcu olma potansiyeli olup da, yanlış takımlarda sönüp giden yıldız adayları gibiyim. Yedek kulübesinde çürüyor gibi, hocayla kavga edip kadro dışı kalmış gibi, paf takımla antrenmanlara çıkar gibi...

Ceren güzel bir kız. En çok gülüşü güzel. Cin gibi bakıyor ya, o bakışını da seviyorum. Ceren -bence- kötü bir çocukluk geçirmiş, bu yüzden belki de hala bir çocuk. Kötü bir aile, zor bir çocukluk... İster istememez insanın psikolojisini sarsıyor. Ceren belki bu yüzden ilgiyi çok seviyor, sürekli ilgilenilmek, ilgi çekmek istiyor. Kendi bile farkında değil ama davranışlarının benim açımdan tek izahatı bu.

Ceren bu yüzden biraz yorucu, onunla iletişim kurarken dikkatli olmak gerekiyor. En azından benim dikkatli olmam gerekiyor. Anlatamıyorum, ifade edemiyorum kendimi. Bazen ben de anlamıyorum, bazen de anlam veremiyorum. Farklıyız. Bir çok konuda farklı düşünüyoruz.

Aramızdaki bu iletişimsizlik ve farklı düşünüyor olmamız birlikte güzel zaman geçiremeyeceğiz anlamına gelmezdi tabi. Gelmedi de... Son zamanlarda hayatımın en güzel zamanını geçirdim onunla. Bir müddet de olsa onu mutlu edebildiğimi biliyorum. Onun yanında mutlu olduğumu da biliyorum. Gerçekti benim açımdan. Gerçekten severek öptüm onu, gerçekten severek, içimden gelerek sarıldım ona. Bu çok güzel bir duygu, hatta bence dünyanın en eşsiz hazinesi. Hani nadir olan değerlidir ya. Altın mesela, az bulunduğu için altındır yani. Böyle anlarda benim için altın. Ne zaman böyle bir an yaşasam kısa süre sonra kaybolacağını, yok olacağını biliyorum.

Tüm duygusal hikayelerim berbat oluyor. Bazen hiç başlamadan bitiyor, bazen başlar başlamaz, bazen de ben bok ediyorum. Bu kadar zor biri olmayı ben seçmediğim gibi bununla ilgili bir değişiklik de yapamıyorum. Bazı şeyler değişmiyor, olduğundan farklı görünebiliyorsun ama değişmiyor işte. Duygularımı çok yoğun yaşıyorum. Çok seviniyorum, çok seviyorum, çok kızıyorum, çok kırıyorum, çok üzülüyorum... Her şeyi çok yaşıyorum. Her şeyi çok yaşadığım için, her şeyi az yaşıyorum. Diğer insanlar bu kadar inişli çıkışı olmak istemiyorlar. Her şeyden önce çok çok az insan gerçeklerle yaşamak istiyor. Dürüstlük bir müddet sonra can sıkıcı olmaya başlıyor, üzüyor onları. Çatışma oluyor. Huzursuzluk oluyor. Huzursuzluğun kaynağı da benmişim gibi oluyor. Belki de bu yüzden ıssız bir adada yalnız başıma yaşama hayalleri kurarken yakalıyorum kendimi.

Bu yüzden Ceren'i, ona hissettiklerimi, hissettiğimi zannettiklerimi çok yaşadım. Kendi içimde büyüttüğüm duygunun gerçekten bir karşılığı yok bile belki de. Birbiriyle alakasız insanlar bile olabiliriz. Belki de bu yüzden kızdım. Belki de bu yüzden öfkelendim. Bilmiyorum. Ceren'i, kalbini oldukça kırarak, kötü sözler ederek, öfke ile hayatımdan çıkardım. Haklı olduğum kısımlar vardı belki ama bence yine de bunu haketmiyordu. Üzgünüm... Çok üzülüyorum. Hatta yine eminim ki, ondan fazla üzülüyorum ve kafama takıyorum. Bu bir şeyi değiştirmeyecek olsa da.

Hoşçakal Ceren, güzel Ceren. Bir gün gerçekten kendi kahramanını bulacaksın. Senin için bir sürü iyi dileğim var.



istanbul
hosting