26 Ağustos 2016, Cuma
saat: 22:02


kafamdaki sey su. bir insan bir gun icerisinde bile farkli kararlar alabiliyor. bu kararlarin hangisi dogru? ve bu kararlarin dogru olup olmadigina nasil karar verebiliriz? soyle bir ornekleme yapmak istiyorum:

ozellikle universite caginda herkesin basina gelmistir. gece gec yatariz, sabah erken dersimiz vardir. mesela 9 da, 8 e alarmimizi kurariz. hatta bazen 8:15, 8:30 diye devam eder. bunun nedeni, kalkmak istememizdir. kalkmak isteriz, cunku kalkmamiz gerekmektedir, derse gidecegiz. bu alarmi kurmak, ve sabah kalkmayi istemek, bir karardir. ve su an, yani objektif bakiyorken diyebiliriz ki, bir ogrenci okula gitmelidir, okula gitmek derslere katilmaktir, ve derslere saati ne olursa olsun katilmalidir bir ogrenci.

o zaman diyebiliriz ki: evet, sabah alarmi kurmak ve kalkmayi amaclamak dogru bir karardir.

ancak kazin ayagi her zaman oyle degil. hepimizin bildigi gibi, sabah uyandigimizda o alarmi kapatip uyumaya devam ettigimiz gunler olmustur. belki sinav gunleri degil, ancak herhangi bir ders zamaninda. diyelim ki bunu hic yasamadiniz, uyandiginizda, ya keske biraz daha uyusam, ya da simdi ders mi olur diye dusundugunuzden ve uyumayi aklinizdan gecirdiginizden eminim. simdi burada iste gerek sorunu biraz biraz gormeye basliyoruz.

neden gece aldigimiz karara uymadik? halbuki su an, yani objektif bir sekilde dusundugumuzde, gece aldigimiz kararin dogru oldugunu gorduk. yalniz sabah uyandigimizda, aklimizda dogru ya da yanlis kavramlari falan tamamen gitmis durumdaydi, bunu dusunemiyorduk bile. ogrenciydik, derse gitmeliydik ama hani? yok.. iste buna seytan diyorlar bazen, baska dillerde ya da dinlerde de baska turlu isimlendiriyorlardir eminim, ancak bu seytan ya da aklimizin celinmesi falan degil aslinda. tamamen o anin kendine has bir ozelligi iste.

ben buna beyin modu diyorum. tamamen kendi uydurdugum bir terim. bu mod, durumuna gore, bizim objektif olarak aldigimiz kararlari bile override edebilen bir mod. uyku bunun bir ornegi mesela, digeri ise cinsel iliskilerde karsimiza cikabilir. o kadar cok arzulama halinde, normalde yapilmayacak seyleri yapabilir insanlar. cunku bu sirada dusunmezler, bu sirada bazi seylerin vucudu ya da beyni (mind) ele gecirdigi durumlar yasanmaktadir.

peki bu dogru mudur? ya da iyi midir? benim gorusume gore degildir. degildir, cunku dogru dedigimiz sey yapilmasi gereken seydir bir nevi, cunku yapilmasi gerekmeyen ya da yapilmamasi gereken seyi yaparsaniz buna dogru diyemezsiniz. belki iyi kavrami burada tartisilabilir, ancak yapilmasi gereken gozuyle baktigimizda, yapilmasi gereken, o moda girmeden once verilen kararin icrasidir. ancak bizler, bu arzularimizin esiri oluyoruz, (cogu zaman ve bazilarimiz) ve bu modlardan cikamiyoruz, kurtulamiyoruz.

peki bunlardan kurtulabilir miyiz? bunlardan cikmak, uzaklasmak mumkun mu? ne kadar psikoloji ilmini meslek edinmis insanlarin cevaplamasi gereken bir soru olsa da, fikirlerim var. bu fikirlerim, her seyin irade ile alakali oldugunu soyluyor. irade ile alakali, ancak celik gibi bir irade ile celik gibi bir zihin ortak ilerlemektedir. celik gibi zihin nedir? hangi modumuz celik gibidir? mesela uyku modu celik gibi midir, hayir. cunku uyku modunda objektif dusunerek kararlar almamizi engelleyen bir uyku arzusu mevcut. peki bizim zihnimiz ne zaman duzgun calisiyor? buna net bir cevabim yok. hangi zihin modumuza celik diyebiliriz, net soyleyemiyorum.

ancak bildigim sey, insana bu zihin ya da bu iradeyi verecek seyin disiplin oldugudur. bildigim demeyelim de, inandigim ya da dusundugum diyelim. sunu biliyoruz, insanin bazi yapmasi gereken seyler var. disleri fircalamak mesela. kimse uykusu gelmisken kalkip dis fircalamak istemez, ama bu yapilmasi gereken bir seydir. mesela cogu insan, bir odadan ciktiginda isigi sondurmez, ama bu yapilmasi gereken bir seydir. hatta elimizi sildigimiz havluyu bile nizami sekilde asmak yapilmasi gereken bir seydir. iste insana o iradeyi veren seylerden biri, bu tarz kucuk olaylari disipline sokmaktir.

buna kisisel olarak getirdigim baska bir yaklasim ise, dusunmemek. eger kendinize, yapmaniz gereken seyi (ya da acik bir zihinle, yapmaniz gerektigini dusundugunuz seyi) sorgulama hakki verirseniz, kendi bilinciniz sizi kandiracak ve yapmamanizi saglayacaktir. seytan demistim, aha iste yine ayni. akla girmek, akli celmek. bunlar, kendi kendimize yaptigimiz seyler. halbuki, kendi karariniza guvenmelisiniz. aslinda burada yaptigimiz kendi kararimiza guvenmemek. ben 3 saat once bu karari aldim, aldiysam bir bildigim vardir diyerek, uygulamaya gecmeliyiz. ama biz ne gerek var ya, yarin yaparim kafasina girersek eger o is hic ilerlemez. bosuna bugunun isini yarina birakma dememisler. bugunun isini bugunden halletmek gerekiyor, eger bir sey yapilmaliysa, o an yapilmalidir. geciktirme dogru degil, ve bu iradenin zayiflamasi icin en guclu seylerden bir tanesi.

disipline yasam demek robot gibi yasam demek degil, onu kastetmiyorum. disiplin dedigim sey, dogru bildigimiz seyleri yaparken kendimizi caydirma firsatini kendimize vermeden onlari icra etmemizdir. bu cok basit seyler de olabilir, cok ciddi seyler de. ama eger kendimizi disipline edersek, o zaman dogrunun ne oldugu konusunda daha net bir fikir sahibi olur, kendimizden suphe etmeyiz. zira suphe etmeye basladigimiz an yavas yavas icimiz icimizi kemirmeye baslayacak ve bizi kandiracaktir.

simdi burada aslinda inceden bir noktaya daha deginiyoruz. bu disiplini yalniz basimiza saglamamiz icin, farkindalik olgusuna hakim olmamiz gerekiyor. bazi seyler insanlara ogretilmez, insanlarin kendilerinin farkederek yasamalari gerekir. ornegin cogumuz, o kadar kaptirmisiz ki kendimizi dunyevi ya da ahrevi seylere, hicbir seyden haberimiz yok. farkinda degiliz. yanindan gectigimiz insanlara bakmiyoruz bile. arabayi park ettigimiz yeri unutuyoruz. cunku oylesine yasiyor gibiyiz, otomatige baglamisiz bazen. halbuki farkinda olmaliyiz, havadan, nefesimizden, durusumuzdan. bunlarin hepsinin farkinda olmaliyiz, ve bunlar cok kolay. ancak caba istiyor.

ornegin, bilincli nefes almak, meditatif acidan da saglik acisindan da cok iyi bir sey. meditasyon yapin derken dedikleri aslinda, farkinda olarak nefes almaktir.
ornegin, ayakta dururken posture dikkat etmek, bilincli bir sekilde ayakta durmaktir, farkindaliktir.

eger bu farkindaliga sahip olmazsaniz, o zaman elektrigi de acik unutursunuz, suyu da, anahtari da evde unutursunuz. halbuki kafaniz, bir seyi yaparken sadece ona odaklanmalidir. evden cikarken, evden cikmalisiniz. arabada ne dinleyeceginizi ya da isyerinde ne yapacaginizi dusunmemeniz gerekiyor. araba kullanirken, sadece araba kullanmalisiniz. su icerken bile sadece su icmelisiniz. eger bunlari basarabilirsek, o zaman her anin tadini ona gore yasariz, bos seylerle kafamizi doldurmayiz, ve boylelikle yapmamiz gereken seyleri daha iyi bir sekilde gorur, uygulamaya calisiriz.

konuyu cok uzatmadan aslinda geldigimiz yeri soyle ozetleyelim:
kararlar aliyoruz, ancak bu kararlari degistirebiliyoruz. kararlari degistirme nedenimiz, kararimizi degistirdigimiz an girdigimiz modun bizi ele gecirmesi (body over mind). bunu asmak icin iradeli olmak gerekli. iradeli olmak icin, disipline bir hayat surmek gerekli. disipline bir hayat surebilmemiz icin, etrafimizda olup bitenleri fark etmeliyiz, ve bu da farkindalik ile gerceklesir.

bu farkindalik kavramini hayatimiza sokabilirsek, yasadigimiz ani gercekten yasayacak ve ondan daha iyi keyif alacagiz.

istanbul
hosting