|
28 Ağustos 2016, Pazar
saat: 02:00
"The following is an e-mail from the past, composed on April 27, 2011. Herhalde digerlerine kiyasen daha mantikli bir futuremail olacak bu. Nitekim uzun bir zaman sonra alacaksin bu maili. 2016'da. Cok yasli olmayacagim gerci, 26 yetiskin yasi gibi gelmiyor bana. 27 belki. A yok, 2016'da 27 yasindasin. Uzgunum. Tezle ugrasiyorum. Akademik dunyaya biraz vahsi oldugum dogru. Ama aklimde bir sekilde akademik dunyaya atilma istegi var su sira. Tabi heyecanlarim ve hayattan beklentilerim hicbir zaman sabit olmuyor. O yuzden gun gelir, akademisyenlik fikri bana dunyanın en sacma seyi gibi de gelebilir. En azindan neticeyi biliyorsun. The Volga Boatmen - sung by Paul Robeson Bakalim ne oldugunu hatirlayabilecek misin? Icimi acitacak kadar guzel bir sarki. Özgür Mumcu sagolsun. Tez yazim asamasi benim bilincsizligim yuzunden cok sikintili geciyor. Istanbul'un ortasindan gececek cilgin proje ne alemde? Istanbul'da misin? Cok yuksek ihtimalle oradasın. Insan kendine ait olan bir sehir disinda mutlu olamaz. Yeni bir sehre sahip olmak mumkun olabilir. Ama sansin (2006'dan itibaren Istanbul'da oldugu gibi) cok yuksek olmasi lazim. Senin de hayatina birinin dokunmasi lazim. Aksi sana haksizlik olur. Ustelik O'nun gibi biri olmasi gerekir. Ama senin de onun hayatina dokunman gerekir. Adil olmaz yoksa. O sarkiyi mutlaka dinle. Acaba ne hissedeceksin. Biliyorum Belcika'yi hic degerlendirmedigin icin basini taslara vuracaksin, cok ozleyeceksin, kendine kizacaksin. Ama bana da hak ver; ne yapabilirim ki? Yapabilecegim seyler yok degil haklisin. Ama en azindan 2 ay icin tren kacmis durumda. Sarki derinden etkiledi beni. Basa alip duruyorum. Bence 27 evlenmek icin erken bir yas. 4 gun sonra 22 yasina girecegim. Toplam sevgili sayim 1 (bir). Gorkem vardi evet. Guzel de bir insandi. 22'yi toplum olarak azimsiyoruz ama burada 22'likler hic bizim oradaki 22'likler gibi degiller. Gerci muhtemelen bizim ordaki 22'likler de benim gibi degiller. Herkesin sevmese bile bir sevgilisi var. Fazla olgunlar, tiksiniyorum. Bir cogu evlenmeyi dusunuyor. Hayatimi tecrube eksikligiyle surdurmek istemiyorum. Bir takim duygularin eksikligiyle ovunmek de istemiyorum. Cunku cok acik bir sekilde kapasite eksikliginden degil de imkanlarin olmamasindan kaynaklaniyor. Yetersizliklerden kaynaklanan korkulardan da. Hatta korku asamasina gelmeyi gerektirecek bir durum bile olmuyor. Ya da sadece teorik olarak sevme kapasitesini tasiyorum. Zannetmiyorum. Esas kaygim Istanbul sevgimden kaynaklaniyor. Sabahattin Ali'nin dedigi gibi: "Biz burada maksatsız yaşamayı ve boş beyinle dolaşmayı tatlı bir meşgale haline getirmek yolunu keşfetmişiz... Hepimizi İstanbul'a bağlayan sadece bu... Burada insan, kafasını zerre kadar işletmeden mütefekkir bir kimse olduğuna inanmak ve buna başkalarını da inandırmak imkanına malik... Bu şehrin ve buradaki muhitlerin dayanılmaz cazibesi işte bundan ibaret!..." Ama oyle de degil. Ayni kara mizahin urunu oldugun insanlar var. Istanbul'da cok sey paylastigim insanlar da olmadi aslinda. Beseri faktorden ziyade yasanmislik diyelim. En kestirip atan apaci anlamiyla. Bir de hicbir sehri kendine ait hissetmemissin, Istanbul'a gelene kadar. Esas nedeni budur Aga. Ilk defa bir sehri icinde yasarken sevmissin. 17 yasinda ozgurlugunu eline almis, birey olmussun Istanbul'da. Tabi ki seveceksin. Sen Istanbul'da degistin, yabaniliginden kurtuldun." | ||
|
|
||