|
01 Eylül 2016, Perşembe
saat: 05:54
bugün yavrucağzımızı sanat galerisine götürdük. İsmini doğru yazamadığım için yazmıyorum ya da sadece Zo diyim lan... Hem Pınar'a da pasif gıcıklık yapmış olurum. O da Ayloş diyor olm ya. O ne lan? Neyse henüz 4 aylık bile olmadığı için pek birşey anlamadı. daha çok tuvalin ortasında olmayan dev siyah noktayla ilgilendi. Ben de beğendiğim 2 resimle oymaları gösterdim sevcayıla. en sevdiğim resimde bir kadın var ama net değil gibi. siyah beyaz ama tamamen gri gibi. grupla gittiğimizde hep resmin gözlerine kilitleniyordum. nedense tanıdık geliyor gibi bir his var. Pınar'a gösterdim hıı bu en sevdiğin mi gerçekten dedi. herkesi aynı etkilemesi gerekmiyor tabi. Ama o arafın mı cennetin mi ne girişini gösteren resimle ilgili fikirlerime katılıyor. özellikle kilise yalakası resimle karşılaştırınca iyice tokat yemişe dönüyor insan. birinde rahiplerin kafa parlak çizilmiş (nur var nur gibi) diğerinde yalvaran kardinaller ve yerlerde sürünen kocaman taçlara rağmen meleklerce iplenmeyen varlıklar. ha bi de gitmek istemeyen ama aslında çekiştirilmeyen bir çocuk var resmin ortasına doğru. o biraz garip etkiledi bu sefer. kime uzandığını göstermemiş çünkü ressam. Neyse Zo gayet iyiydi. gyalnız süt kesilmişti o yüzden galerinin ortasında emzirdi Pınar ama biliyorum ki bu onun için de rahatlatıcı bir deneyim olmuştur. Bu hafta Zo'dan 2 ay büyük uzak yeğenimle tanışmaya gidiyoruz. lakin 4 saat tren yolculuğunda bebek nasıl olacak bilemiyorum. bu da benim uçağa hazırlanmam gibi birşey olacak gibi. demin Zo'ya bere takıp getirdi Pınar. çok seviyorum olm gerçekten. çok güzel gülüyor. çok. Zo'da fena değil tabi ama gülüşünü benden almış sanırım. geçen baktık burun ve aşağısı ben üstü Pınar... Zo bir an önce ortalıkta koşmaya başlasın istiyorum. Ha konuyla alakasız olarak diyette olduğumu söylemek istiyorum. 2 hafta oldu. bugün metro kapısı bile yenilebilir geldi. ama inadımı yenemez! Ha bi de delirium kişisi sağolsun gazetemsi.comda yazmaya başladım. bildiğim konularda yazdığım için boktan yazılar yazdığımı düşünüyorum. öte yandan siinema.com adlı sitede de film eleştirisi yazıyorum. sinemaya gitmeyi sevmeyen ve konu ile ilgili bilgisi lisede aldığı tek bir ders olan biri olarak çok saçmalayıp çok eğlenerek yazıyorum. Deadpool yazım gerçekten deli işiydi diyesim var ama sana en yoğun yazdığım zamanlarda daha kopuk yazdığımın da farkındayım güncük. tabi kanada'da yaşadığım için filmler Türkiye'de vizyona girmeden ıyy boktan olm yönetmen yarısında uyuyakalmış falan gibi şeyler yazabiliyorum. mesela Star Trek'in son filmi öyle oldu. belki TIFFi de yazarım ama işte ne aktör seviyorum ne festival anasını satiim. ama yazmayı seviyorum bildiğin üzre o yüzden parmak dansı seyretmeye devam... | ||
|
|
||