01 Eylül 2016, Perşembe
saat: 12:03


üç yıldır yaşadığım bu şehrin adını hep unuttuğum büyük bir caddesinde bir petşopun içindeyiz.tarihi de hatırlayabilirim aslında ama denemeyeceğim.eşim kendi küçük masalında vermesi gereken kararlarla ilgilenirken ben olaya biraz daha dışarıdan bakıyordum.dokuz on tane kedi bir adet chow chow vardı petşopta ve elbette hayvanların insanların hayatına dahil olabilmesi için gerektiği düşünülen bir sürü ürün daha.
ne olacak canım ilgisiz kalırım uzaktan bakarım hiçbir şeyiyle benim ilgilenmem gerekmez zaten ve bunun gibi bir sürü pratikte geçerlilik kazanmayacak düşüncelerle kendimi hazırlıyordum kedili yeni hayatımıza.
üstelik bir hayvansever olduğum iddasına sahip de değildim.güzel her şeyin bir değeri olduğunu bilecek kadar yaşamıştım.ben hayvan satılmasına karşıyım o yüzden safkan bir british short hair yavrusu olan varsa onu sahiplenebilirim diyen çok bilmişlerden birini hatırlayıp çok kızmıştım.tabi ki de tam olarak söyledikleri böyle değildi ama tam anlamıyla meali buydu.bir sokak kedisi almakla da uğraşmak istemiyorum ama güzel bir türden beleş bir yavruya da hayır demem.hatta elbette bana da vermelisiniz bir yavru çünkü bu hain petşopçular bu yavrucakları satıyorlar.hatta o kadar uyanık olmama rağmen kendime öyle inanıyorum ki bunları söylerken asla rahatsız olmuyorum.

artık o akşam o apartmanın en altındaki o dükkandan ayrılıp bizim evimize gelecek kediyle ilgili karar verilmişti.bir fotoğrafını çektik hiçbir zaman yatmayacağı ve güzel bir para verdiğimiz o yatağın üstündeyken.kim dedim içimden böylesine güzel bir yaratığı herhangi bir şey vermeden elde edebiliyorsa bu hayatta,bu hayat onların olmalıymış.ya da biz bazı yerlerde eksik kalmışız.

üç gün sonrasında gözbebeklerimin en az onunkiler kadar büyük olduğu bir gecede henüz bu hayatı 61 gün yaşamış yavru bir kediye aşık olabileceğimi bilemezdim elbette.sabaha kadar kucağımda bir o yana bir bu yana devrilen kulaklarını iyice öne düşürdüğünde ultimate cuteness benim diye haykıran bu yaratık bizi kendini sevmeye tamamen mecbur bıraktı.daha doğrusu beni.

daha da yazacaktım ama sıkıldım.paka günlük.


istanbul
hosting