|
20 Eylül 2016, Salı
saat: 21:39
Şehrin sihrine bırakıyorum kendimi Caddelerde tek başıma,fazlasıyla gözyaşı saçtım etrafa Muallim Naciye,Cevdetpaşaya,inşirah'a Yalınayak yürüyorlar hala. Gecenin muhafızı gözlerini görmem gerek Alacakaranlığıma her daim öğlen güneşi gibi vuran güzel gözlerini Bana kurulacak düşleri,gerçekleşecek hayalleri bahşeden o güzel bakan gözlerini Varlığıma ruh katan ve en büyük belaları üzerimdeki gölgesiyle defeden gözlerini Ne çok severdim gözlerini. Yokluğun ilkbaharın kalbinden dışarı korkunç bir çığlık sızdırıyor Ateşin zehir gibi damarlarımda dolaşıyor Upuzun surları yalnızlığımın, yokluğunda aşılmıyor Mehtabın ışığında küçük bir göl gibi parlayan benliğini Sandal ağacından yapılmış mumlarla aydınlatıyorum. Salıncakları kırık bir çocuk parkında oturuyorum sonra. Bebek sırtlarında çıktığımız tepelerde rüzgarlar Saçlarınla oynamak özlemindeler Rüzgar onları parmak aralarına alıp güneşte parıldatıp gözlerimi kamaştırırdı . Mart ayında yağan lapa lapa karın altında kalan tohumlar gibi düşlüyorum seni Tekrar sana filizleneceğim günü Kokuna,külüne,soluğuna karışacağım günü. www.youtube.com/watch?v=sosSlfhIU2Y | ||
|
|
||