|
25 Ekim 2016, Salı
saat: 21:35
Ayh! Malum geçenlerde doomgünümdü. Bir kaç arkadaşla birlikte Cunda'ya gittik. Çok da iyi yapmışız çünkü çok eğlendim. Bol miktarda iyot, bol miktarda kedi ve bol miktarda rakı vardı. Daha ne olsundu? M. bey bana yazmaya devam ediyor. En son buluşmamızda içip içip dökülmesinden sonra kendisinden gözümün korktuğunu ve açıkçası enerjimin şu anda bu gibi şeylerle uğraşmayacak kadar düşük olduğunu tebliğ edince çok şaşırdı. "Olamaz!" diye kükredi, "Beni çok yanlış anlamışsın." Bence çok doğru anladım ama ikinci bir kez anlatmakta pek hevesli olduğu için uzatmadım. Bir şeyler rahatsız ediyor beni bu adamda ama ne bulamıyorum. Bi bulsam bir daha göörüşmeyeceğim. A. seneler sonra yine yırtık dondan çıkar gibi çıktı, iyi mi? Hiç iyi değil. Önce bi "Ehehe, beni unutamadı tabi." oldum ama sonra toparlandım. Zamanında olmamış bir şeyi oldurmaya çalışmak, aslında gitmek istemediğin bir yöne giden son otobüse binmek için koşmaya benziyor. Binmeyeceğim. Ben yürüyerek de giderim. Hem hava güzel. Hala kafamda fır fır dönen ve fiiliyata dökmek istediğim düşünceleri bir hale yola sokamadım. Mal gibi her sabah yeni ve muhteşem hayatımın ilk sabahına uyanıyorum ama günün kalanı bir önceki günün aynısı oluyor. Silkelenemiyorum bir türlü. Ulan bir silkeleneceğim, tam silkeleneceğim ama du bakalım. Hazır değilim demek ki. Önce kendimi daha çok sevmem lazım. Seviyorum ama yeteri kadar değil, farkındayım. | ||
|
|
||