31 Ekim 2016, Pazartesi
saat: 15:09


hep böyle oldum. ben de böyleyim demek ki. karşımdaki insana sonuna kadar taviz verip bir yerden sonra çekemez hale geliyorum.
ilk uyarı - ikinci uyarı - 3. direk söyleme olarak ilerliyor
bi yerden sonra bakıyorum anlamıyor, eeeh diyip çekip gidiyorum
üzülsem de kırılsam da bilmem neyse ne.

o insansız daha huzurlu ve mutlu olacaksam ne eksik hissedeceğim ne bi şeyim umurumda olmuyor
susuveriyorum


ne oldu ne bitti, vermek istediğim cevaplar sormak istediğim sorular dilimin ucundakiler sonundakiler dediklerine söylemek istediklerim, hayallerim yaşadığım güzel günler ıklar zıklar....
bi anda hiçbir şeyin anlamı kalmıyor.

huzurumu isterim tribine giriyorum


bu tip şeylerle zaten yeterince zamanımı harcadım bilhassa son 5 senede.

artık bana görüşelim dedikten sonra bunu unutan ama "kendince" çok değer veren birilerini fln istemiyorum
artık bana "benim istediğim" gibi değer vericek birilerini istiyorum hayatımda, o da hayata bakış açımızın aslında aynı olduğunu gösterecektir.
yok pek benziyormuşuz da bilmem neymiş de...

ben bunu daha önce marcos a anlattım.
neye aynı anda güldüğümüz değil ne noktada aynı şekilde üzülüp üzülmediğimiz kaygılanıp kaygılanmadığımız önemli diye...

anlayacaktır umarım susmamı..


ha üzülmüyor muyum
üzülmüyorum lan galiba

sadece kafamda "çok saçma değil mi abi bu olan" sözü yankılanıp duruyor.
kimseyle sabaha kadar sakince bi yerde durup yağmur izlemedim ben
ya da biriyle aniden gözgöze geldiğimde etraftaki her şeyin sesini duyamaz hale gelmem falan oluş şey değildi...

ama nice ilişkilerimde nice ilkleri başkaları ile deneyimledim.
ilk kahvem ilk yağmur altında el ele tutuşup aaaa diye bağırarak dönmemiz ilk kez ankarada bi caddenin ortasında birinin elimden tutup benle dans etmeye başlaması arabaların fln durması ık zık...

olur öyle geçer
güzel anılar olarak


çünkü artık ne istemediğimi biliyorum, istediğim şeye baskın gelecek kadar hem de.


geçmiş olsun

www.youtube.com/watch?v=P9EaMe4duKM

istanbul
hosting