|
08 Kasım 2016, Salı
saat: 00:32
8.10 Vapuru / Cemal Süreya Sesinde ne var biliyor musun Bir bahçenin ortası var Mavi ipek kış çiçeği Sigara içmek için Üst kata çıkıyorsun Sesinde ne var biliyor musun Uykusuz Türkçe var İşinden memnun değilsin Bu kenti sevmiyorsun Bir adam gazetesini katlar Sesinde ne var biliyor musun Eski öpüşler var Banyonun buzlu camı Birkaç gün görünmedin Okul şarkıları var Sesinde ne var biliyor musun Ev dağınıklığı var İkide bir elini başına götürüp Rüzgarda dağılan yalnızlığını Düzeltiyorsun. Sesinde ne var biliyor musun Söyleyemediğin sözcükler var Küçücük şeyler belki Ama günün bu saatinde Anıt gibi dururlar Sesinde ne var biliyor musun Söyleyemediğin sözcükler var. saat: 00:34 Uzaktaki sevilen, yosunlu deniz kokar. Rengi turkuvazdır. "Anne özlemi" fırından yeni çıkmış ev kurabiyesi kokar. Rengi yeşildir. "Baba özlemi" tütün kokar. Bu özlem deve tüyü rengindedir. Bu alinti kumral ada mavi tuna kitabindan. Buket uzuner. saat: 00:34 "Pek anlayacağını sanmıyorum zaten. Dur bakalım daha açık anlatabilir miyim. Bir olaylar dizisi açıklandığında birçok insan sana sonucun ne olacağını söyleyebilir. O olayları zihinlerinde bir araya getirir ve düşünüp taşınıp sana ne olacağını söylerler. Fakat kendisine sonucu söylediğinde, zihinlerinin derinliklerini kullanarak, sana sonuca giden basamakları açıklayabilecek az insan vardır. İşte arka plana bakabilmek derken, böyle bir güçten söz ediyordum." Sir Arthur Conan DOYLE saat: 00:50 önce bir ellerin vardı yalnızlığımla benim aramda sonra birden kapılar açılıverdi ardına kadar şarabın yanısıra felekte bir cumartesi gözlerin, onun ardından yüzün, dudakların sonra herşey çıkıp geldi. yeni çizilmiş gözlerinle namuslu, gerçek bir korkusuzluk aldı yürüdü çevremizde sen çıkardın utancını duvara astın ben aldım masanın üstüne koydum kuralları herşey işte böyle oldu önce cemal süreya / önceleyin | ||
|
|
||