|
10 Kasım 2016, Perşembe
saat: 20:53
Yeni yaşımın ilk sabahı,güneş parıldıyor. Havada iyilik var,küçük bir kız çocuğu yüzüme gülümsüyor,sahilde kediler sevilmek için elimin altına usulca giriyorlar,ayaklarımın altında meşe palamutlarını,çam kozalaklarını eziyor ve yazmakla geçecek yıllarımı tasarlıyorum,yazarak ve seyahat ederek geçecek upuzun yılları. Arabaların asfaltta çıkardıkları ses kötü bir telaş emaresi gibi. Eski,sakat bir kuruntum sağlam adımlarla ağır ağır ilerleyen bir sağduyuya dönüşüyor. Bereketli,şatafatlı,uçarı romantik uslübüm geri dönüyor,kısır histerim yerini tutkunun beni sarıp sarmaladığı şefkatli ve bir o kadar şehvetli kollarına bırakıyor. Med-cezir'in yeşilinde arapsaçına dönmüş herşeyi denizkızı saçlı bir varlık çözmeme yardım ediyor. Onunla ilgili öğrendiğim ilk sevimli detay,tutkusu teninin ısısına karışmış mis kokan bir bebek gibi uyuması oluyor. Sanki aşkla,hazla,şansla kuşatılıyorum onunla konuşurken. Resmi başucumda duruyor çoğu zaman . Ara ara bakmak Özdemir Asaf kafiyeleri gibi huzur veriyor.Çatlaklarımdan sızan ışıklar görüyorum yeni bir hayata dair. Tatlı bir turta,cüretkar bir sabah kahvesi bahşediyor mesela. Dışarda akıp giden yeni bir hayata ihtiyacım var.Bir çocuğa,yeni bir işe,imamından fırıncısına herkesi tanıdığım çevreye,bu peri masalı hayallerine değil. Sabahın ilk ışıklarında herşey mümkün olurdu yanımda olabilsen. Tanrı olmak bile. www.youtube.com/watch?v=hu95UM0t1Ac | ||
|
|
||