21 Kasım 2016, Pazartesi
saat: 01:40


bunu buraya yazayım ki, unutmayım. Çünkü unutup affetmek istemiyorum.
Marcosun bana çarşamba günü çemkirmesinden sonra - phd sınavında kaldığı için alttan almaya çalıştığım ama içime sindiremediğim olay - hatırlarsan cumartesi aniden bana mesaj atmıştı. hafta içi seni görmek istiyorum. şimdi de expoya gidicem gelir misin diye. ben de hastayım demiştim.
umarım yetişirsin. görüşürüz iyi olursam yarın gidicem ben demiştim.
pazar oldu.. duşa girmeden önce aniden marcosu aşırı özledim. böyle öyle böyle özlemedim. hatta twittera yazdım adamı aniden özledim ya diye ve ofuroya girdim. çıktığımda whatsappta mesaj vardı. özledim dediğim saatlerde atılmış. nasıl oldun daha iyi misin diye. konuştuk biraz. bana expoya gidicem dükkanın adını hatırlıyor musun dedi. marcos ben bugün gideceğimi söylemiştim sana dedim. evet daha iyi hissedersen dedi.
evet dedim istiyorsan beraber gidelim.
istemiyorsan da dükkanın adı montunda yazar, bak git dedim.
- mal işte, beni görmek için ertelemişsin kendini daha neden söyleyememek neden tripler -

neyse bi şekilde beraber gittik. bana 1 saat içinde gidip gelmek zorundayız ama deneyim var animal facilitesinin ışıkları 8.34 te kapanıyor demişti. ok demiştim.
dükkandan çıktık, saat kaç dedim. 7.45 dedi. hadi sen bas git dedim. kaldı bi.
dükkana girmeden önce de aynı şeyi demiştim.
dönüşte kendin dönebilirsin diye.
orda da cevap vermemişti.
neyse konuşmaya devam etti yürüyoruz. durdum dedim ki kolundan tuttum.
marcos dedim, gidebilirsin bak sen 10 15 dk ya okula dönersin, 15 dklık işin vardı halledersin.
hadi.
ya aciliyeti yok yarın da yaparım aslında senle kahve içmek istiyorum dedi
- varan 1. madem böyle bir niyetin var, o zaman insan gibi diyeceksin. sanki bunu yapmaya mecbur kalmış gibi bahaneler üretmeyeceksin. daha önce de dedim sana, bana içinden gelenleri söyle diye.
neyse ok dedim. bi yerde kahve içtin. 10. 30 da ayrıldık yine. konuştum baya. çünkü susunca duruyor bakıyor. hatta dün döndüm göz kırptım noldu dedim. bana bakıyor çünkü. ha hiiiç bi şey anlatıcam demiştin de anlatsana dedi.
neyse ayrılırken canının sıkkın olduğunu söyledi
ben de hafta içi ara beni dedim.
ya cidden bi çözümü yok sen ya da başka birinin çözebileceği bir şey değil dedi. durdum.
bana ne yahu derdinden anlatmak istemiyorsan, ben seni görmek istiyorum dedim.
ha.. dedi kaldı
kaldı ama bi.

sonra gelecek hafta sonu arkadaşlarım geliyor dedi.
şu fransadaki eski kırığı heralde.
zira normal zamanda marcos bana arkadaşlarını adı ile söyler.
demedi.
ben de sormadım.
cehennemin dibine kadar yolun var çünkü
güven yoksa ben yokum çünkü


neyse sonra ayrıldık.
eve geldim, ilk kez marcos a cici bi şey atayım dedim.
çocuk seni özlemişim. görmek güzeldi yazdım

verdiği cevaba bakakaldım.
baktım şeymaya gönderdim tuğçeye gönderdim erhana ve yamaça gönderdim
erhan dedi ki, olm bu seni avcunda bellemiş oynuyor haberin olsun. bu kadar dengesiz olunur mu.
şeyma dedi ki şoka girdim bu ne.. buna köpek çekme zamanı gelmiş geçiyor zeynep. olaya bak
tuğçeye yolladım david gibi bu ya, valla seni üzer. lise de üniversitede tamam da bilmem kaç yaşında insanlarız. ayrıca bu ne dedi.
yamaç da, acaba ne demek istemiş salak dedi.
yamaç kendine çok benzettiğinden bizim anladığımız anlam dışında bir şey bekliyor - ve genelde de haklı çıkıyor

mesaj şu

" seni de görmek güzeldi. ama buna alışma. biliyorsun ki hayatında gördüğün en duygusal stabilite adam ben değilim. şimdilik ok ama 20 saniye sonra her şeyi yakıp yıkabilirim. iyi haftalar"

tabi gülücüklü sımaylilerle süslenmiş.
muhtemelen hafta içi yaptığı öküzlüğe atıfta bulunuyor ve benim o öküzlüğüne tepkisiz kalmamdan mütevellit konuşturmak istiyor.
ama ben bu terbiyesizliğe daha fazla dayanamayacağım


hiçbir aklı selim insan aylarca peşinden konup umutsuzca hoşlandığı kadına şöyle mesaj atacak kadar saçmalamaz
seni özlemişime verdiği cevaba bak

do not get used to it, though.


ben sana göstericem get used to it i.
mal


istanbul
hosting