30 Kasım 2016, Çarşamba
saat: 08:07


Elimdeki kitabı masaya koyup bi çay doldurdum.Sinir bozucu sessizliği bozmak için bilgisayardaki en uygun müziği ararken bir yandan beynime hücum eden olumsuz düşünceleri izliyor bir yandan da onların karşısına çıkaracağım olumlu düşünce ordularımı hazırlıyordum.Buruk tatlı şekersiz çaydan bir yudum daha alıp dedimki kendime..
- La Murat..bütün derdin sadece iyi hissetmek..Aslında herkesin derdi bu..Sana özel bişey değil..Neyse şimdi siktiret elalemin derdini de senin derdin bu kadar basitken bu şeyin olabilmesi çokmu zor Allasen..Bir müzik dinliyorsun iyi hissediyorsun,bir proje bitiriyorsun iyi hissediyorsun,sana göre güzel bir evde yaşadığını düşünüp şükrediyor iyi hissediyorsun,yeteneklerini farkediyor işleme koyuyor ve o şeyleri yaptığında iyi hissediyorsun..Bırak yapmayı düşündüğünde bile iyi hissediyorsun..
Yani velhasıl kelam iyi hissetmek hiç zor değil..Ve tüm derdin de bu..Para bunun neresinde..İyi hissetmek için para ödemiyorsun.Buruşturulmuş kola kutusu kıvamındaki arabanla mutlusun.Her gün milim milim büyüyen maydanozlarını seyrederken mutlusun..La onu bırak güzel bir senfoninin davullarla ortalığı inleten yükselme anında bile damarlarında akan kanın debisi yükseliyor..
Sonra işte ilk dinleyeceğim müziği seçtim ve Boondock Saints filminin o kilise korosu eeeeyaaaatiiiiimuuunnnn gibi sesler çıkararak giriş yaptı.Daha ilk bikaç saniyede Coşkun cıyiiirkkk şeklinde nağmelerine başladı..Müzik zevki sadece insanlara has birşey değildi sonuçta..Saka kuşları da notalar ile haşır neşirdi ve muhtemelen biz insanlardan daha seçiciydi bu konuda..Haklısın Coşkuncum diyerek bu yazıyı bitirdim sonra..

www.youtube.com/watch?v=jhTM9PT8_ZA


istanbul
hosting