08 Aralık 2016, Perşembe
saat: 23:32


Çok çirkin bir görüntü oluyor hıçkıra hıçkıra ağlayan bir ben. Bazıları daha iyi yapıyor bunu. Yani sonuçta her halukarda üzücü bir durum da bu kadar çirkin olmak zorunda olmamalı. Neyse ki genelde yalnızken yapıyorum sadece.

Dün akşam eve dönerken mesela, UNUTMAA BENİİ, UNUTAMAAA BENİİ diye Esmeray söyleye söyleye ağlamak da nasip oldu. Çirkinliğini geçersen komikti aslında. Zilzurna sarhoş dersin görsen. İşten dönüyordum ama, yok tabii alkol malkol. Sonra toparlandım geldim eve. Yasemin bir ara "Aaa, unuttuk! İlacını vermeyi unuttuk!" diye seslendi içeriden Aylin için. "Unuta..." dedim, sonra durabildim neyse ki.

Evet boşanıyoruz. Bir haftaya evden çıkacağız. Uzun zamandır var bu düşünceler, 6 aydır kesin karar verip, denemeler sonucu geçici vazgeçmecikler yaşıyoruz ama artık sona geldik. 2017 bir ayrı garip geçecek yani.

Yapacak bir şey yok, mücadeleye devam tabii. Bu arada geçen hafta babam Tunus'ta ufak çapta bir kalp krizi geçirdi (bağlantısız, haberi yoktu henüz). Biz gidebilene kadar stenti takmışlar. Bir hafta Tunus'ta kaldım onunla, Pazartesi akşamı döndük. İyi şu an, ağrısı problemi yok, fakat tabii işler daha hızlı bir şekilde bana kalacak. Böylesi daha iyi de olabilir normalde, fakat bilmiyorum biraz korkutuyor açıkçası. İşler çok dağınık demek, küçümsemek olur durumu. Girişmeye çalışacağım bakalım.

Ben aslında Veliköy yakınlarına taşınmak istiyorum ama babam olmaz diye ısrar ediyor. Öncelikle bir otelde kalacağım herhalde. Orman görsün diyordum ama deniz görecek sanırım, ki daha iyi olabilir.

Dün gece rüyamda da Tunus'tan döndükten sonra otoparkta arabama çarpmış ve ezmiş olduklarını gördüm. Hatta arkadan çarpmalarına rağmen sadece bagaj tarafı kalmıştı. Önü olduğu gibi ezilip duvar ile bir olmuştu. Bu maceraya başlarken de Brenna Mac Crimmon'un Kamran Olsam yorumunu dinleye dinleye ağlıyordum.

Her halükarda eksik kalıyor insan. Gülmek de gerek.

istanbul
hosting