|
12 Aralık 2016, Pazartesi
saat: 16:56
Sanki düşünmek eşittir delete tuşu gibi geliyor. Edebiyata klavyenin girmesi ne zaman olacak? Girdi, onu da mı kaçırdım. Ne diyorduk, bu bir kimliksizlikler meselesi, kendinden kaçma veya kendine fazlaca koşma meselesi. Şehirler ve mimarlık meselesi. Haydarpaşa’yı düşün. Sen Türk’sün. İçi boşaltılmış, saç eken bir ülkesin. Cumhurbaşkanın onunla aynı diziyi izlememene bile bozuluyor, atarlanıyor. Bombalar düşün. Ne tuhaf kelime bombalar. Ben düşünmeye çalışıyorum. Küçük kafamla anlamaya. Yücelikte tıkanıyorum. Yüceliğin ve yüce değerlerin allah belasını versin. Yüce yüce denilen şey dağdır. Sen gidemesen bile bir zirvesi bir sonu bir inişi vardır. Yüce değerler ne menem bir şey. Bir masanın etrafındaki 2 gün önceyi düşünüyorum. Kim kendini patlatacak, diyelim Halim patlatacak, Halimler hem patlar hem patlatırlar, bu yönden çok benzerler aslında ama zıt anlamlıdırlar. "Yas" bir takım oldu derbimizde. En çok tutulan hit oldu. Hadise hep onu çaldı klübünde. O masada Halim, çay mı içer, ne içer. Haberdar mıdır? Halim tam bir yalnızdır. Neden. Neden onu patlatmak isteyen toplulukta Halim her şeye rağmen kalır. Halim küçükken belki hep kedilerin başını okşamıştır. Halim yalnız kalabileydi belki sırasını veren bir adam olacaktı. Kapıyı tutacaktı belki elinde üç çocukla geçen bir kadına. Polise herkes gibi biraz rüşvet verecek ama yalnızlığıyla kalabilecekti. Halim böyle olmasaydı belki facebookda ufak bir dükkan bile açabilir bazıları tarafından, ondan kendini parçalamasını talep edenlerden like’lar alabilirdi. Unfollow edilebilirdi. Halimin varlığını ve diğerlerinin Halimle birlikte yokluğunu isteyen o "şey", bir aradalıktır. Yüce değerler altındadır. Yağmurdan kaçarken geçici olarak sığınılmış bir saçaktan bir milli hikaye çıkarmaktır. Biz kürt türk sorununu anladığım kadarıyla çözebilecek durumda değiliz. Bundan aşırı yıllar önce zaten çözülmüş çünkü kendi içinde. Kürtlere zulmeden devlet bize de zulmediyor. Devletin de allah belasını versin. Deniz bakanlığı neyimize yetmiyor. Halim, yeteri kadar porno izlettirilmediği adam akıllı kütüphanelerde hiç zaman geçirmediği için varlığının kıymetinden uzaklaştı. Bir ağaç altı yoktu ki otursun düşünsün bir umut yoktu ki belki evlensin. Kaynağı çok suni bir nefretin neferi oldu çünkü tembeldi de. Orda, sadece o anda orda olması milyonda bir ihtimal olanlar da onunla öldü. Öldü öldü. Adın kalleş olsun. Halim, oraya gitme. Gerekirse uyuşturucu kullan. Sana inancın saçmalığı hakkında çok bilgi verecektir. Yüce değerler bir çöplük alanıdır. Şeriflerin zevk için siyahların kafa derisini kestiği pis bir kasabadır. Hiçbir şey, inanmaya ya da inanılmaya değmez. Hiçbir şey, Oğlum Halim, senden kıymetli değil. Düşün Halim. Sen durduracaksın bu düzeni. Erdoğandan hiç umudum yok. Halimler her yerde. Bir gün öyle bir gökyüzü göreceksin ki, beklemediğin bir düzlükte; sıcaktan eser kalmayacak o ince rüzgârla. Uzanacaksın. Dikeyler yatay olacak. Değişecek dünya, daha mı yuvarlak bugün diye düşüneceksin. İnsanları düşüneceksin. Kendi hallerinde insanları.- Dünya zaten onlara rahat vermeyecek Halim, herkes çok dertli, bakma sen, futbolla acun olmasa çok bitiğiz. Halim, senin yüzünden ben durmadan benim stilimi falan izliyorum. Haberlere dayanamıyorum Halim. Kalbim sıkışıyor. Kaçak bir vatan haini gibi hissettiriyorsun bana durduk yerde. Evet, napalım, bu da burjuva sıkıntısı Halim.-Uzanmışsın bakıyorsun gökyüzüne. Yaradan Show başlamış. Balık röntgenleri gibi çok uçlu, katman katman, grili, koyu beyazlı, sıvı mavili. Sırasıyla batıya eviriliyor bulutlar. Atmosfer, pirosfer -o kadarını biliyorsun- allah ne verdiyse görüyorsun. Onlar, beklenmedik pembeleriyle güneşin, sirk de sol yapıyor. Bir sigara yakıyorsun. Herkesin derdi var. Bu koca dünyada kimsenin vatana ihtiyacı yok. Vatan çok olunca işler inan karışıyor Halim. Yabancılık da iyidir bir yerde. Sıyrılırsın yeri geldiğinde. Dünya, inanılmaz güzel. Çok büyük. O gökyüzüne bakmak isteyen diğerleri var Halim. Gel sen bir daha ölme. | ||
|
|
||