15 Aralık 2016, Perşembe
saat: 11:14


depresyon karanlığı bittiğinden beri musallat olan bir rüya var. yeniden çakmakta çalışmaya başlıyormuşum. çok sıkıntılı bunaltılı bir rüya, bir yandan ordaki tempoya düzene ayak uydurmaya dair kaygılar var, işte toplantılara geç kalıyorum ya da bir bakıyorum üstümde olmayacak bir kıyafet filan. o durumu toparlamaya çalışıyorum. bir yandan da içimden sürekli "ya ben burda çalışırken çok mutsuzdum, neden buraya geri döndüm, nasıl sıyrılıcam bu işten, benim yolum bu değil ki" diye bunalıyorum çünkü yani yok yapamam hiç oluru yok biliyorum. ama yeni başladığım ve ikinci kez döndüğüm için artık ayrılmak hiç olmaz diye düşünerek çıkış yolu bulamıyorum. dönmeme mutlular hayal kırıklığına uğratmak da istemiyorum. kalmak da ayrılmak da eşit derecede imkansız görünürken, o gelgit içinde bitiyor rüya. hiç yoksa 10-15 tane görmüşümdür bu rüyalardan.

sanıyorum o karanlık dönemdeki iş bunaltıları, mutsuz edeceğini adım gibi bildiğim hiç olmayacak kapıları bile çalmaya iten panik hali ve öncesinde içime sinmeyen işlerdeki halime geri dönmemeye yüklediğim anlam ancak kusuyor. çok uğraştım tabi bu düşüncelerle o dönemde, ondan. hayatın bütününün ancak bir yönü olsa da, o dönemde uğraşmam yersiz de sayılmazdı. ne kadar karanlığa düşersen düş aklından bile geçirme ve bu ipin ucunu asla bırakma dercesine cezalandırıyor sanki rüyalar, kafama iyice girsin diye. anladım tamam, diyesim geliyor uyanınca.

halbuki yüzeyde, kariyer kırılmalarının her biriyle barışmış haldeyim. hatta çeşitlilikten, geride bıraktığım seçeneklerin her birinin birilerinin hayallerini süsleyen işler olmasından, ve bunları elimin ucuyla itip devam etmiş olmaktan, her birinin kattığı farklı meziyetlerden, gerekiyorsa yıkar tekrar kurarım-daha önce yaptım yine yaparım diyebilmekten, bunun verdiği "ben bunlardan büyüğüm, hayat tüm bunlardan büyük, nedir ki" algısından, en baştan bir yola girip orda kalmış olmaya kıyasla sağladığı ve bugün profesyonel anlamda da işime yarayan değişik çevre ve bağlantılardan ve en önemlisi tek bir halin, yaptığım işin, beni tanımlamasına izin vermemiş olmaktan epey gurur duyuyorum. kimsenin götü yemez öyle kolay kolay. hatta bu son söylediğim durum, -seni tek bir şeyin tanımlamasına izin vermemek, fight club jargonuyla konuşmak gerekirse sahip olduklarının sana sahip olmasına izin vermemek bir anlamda- eskiden beri, sadece işle ilgili değil, genel olarak özgürlüğe, özgür iradeye filan denk düşen bir şey bende. MC'nin çakmaktaki ilk reviewda "burayı deniyor gibisin ama her şeyi deneyemezsin" diyişi geliyor aklıma, gülüyorum.

neyse işte çakmak rüyalarında artık benzer kurgulara alışmıştım. derken geçen gece şöyle bir aşamaya geçtik: bir şekilde ayrılmışım, birkaç günün ardından işe gitmemeye başlamışım, yani iki imkansız yoldan birine -doğru olana- girmişim. fakat bu sefer de henüz patrona söylememişim, onu nasıl yapıcam diye kıvranıyorum, konuşmak için zaman kolluyorum vs bu çaba etrafında düğümleniyor rüya. ama bu bir ilerleme tabi, belirsizlik yok ve o süreç sıkıntılı olsa da uzun vadede benim içime sinecek olan yoldayım. sanırım o konuşmayı da atlatırsam bitecek rüyalar.

benzer temaların tekrarlandığı rüyalar olsa da (tuvalete gitmem lazım ama hepsi pis ya da ortalıkta vs gibi) hiç böyle tekrar eden ve ilerleyen bir rüya dizisi olmamıştı hayatımda. bu son twistle de işler ilginçleşti, merakla bekliyorum devamını.

istanbul
hosting