|
15 Aralık 2016, Perşembe
saat: 22:45
Cem Adrian konseri beklediğimden güzeldi. Bileti aldığımız yer biraz sahneye uzak olsa da adamın sesi, yüreği ulaştı bize. Yine sana gelir oldum. Yine sana yazmaya başladım. Tam vazgeç her şeyden diyorum. Sonra küçücük bir umut kalbime düşüyor. sana nereden başlamam gerekiyor bilmiyorum. geçen yıl 64 kilo oldum. sonra bir arkadaşımın düğününe gidicem diye kilo verdim. 56-57 oldum. Hatta bir ara artık yaşlandım ve bir daha kilo veremem diye düşünmüştüm (bunda çevremdekilerin de etkisi oldu tabi) Sonra bir baktım kendime, yok zayıflıyorum. Saçmalıyorum sadece yazmaktan ve umut etmekten korkuyorum. Hep aynı şeyler olacakmış gibi geliyor. Çok içselleştiriyorum bir şeyleri galiba oluruna bırakma işi bende olmuyor. Hayatım hep kontrolüm altında olsun istiyorum. Yeni birileri ile samimi olmayayım diyorum. Ama bir bakmışım olmuşum bile, aşmışım kendimi. Kirasını kendimin ödeyebildiğim ev de oturuyorum. İşime alışamadım bir türlü o ayrı. Bazen ne yaptığımı bile anlamıyorum. Kendime olan tavrım çok çirkin oluyor böyle zamanlarda. Galiba bu hayatta en çok kendimi ezdim, kötü eleştirdim. Çok acımasızım kendime. Canımı kendim acıtıyorum en çok... Ama bu gece güzel bir gece Cem Adrian dinliyorum, elimde kahvem ve yanında dumanım, mum da yakmışım, sana da yazıyorum... daha ne olsun değil mi. Birilerine fütursuzca laflar söylüyorum bir de arada. o özgüvenimin nereden geldiğine ben bile şaşırıyorum. ama çok önemsemiyorlar galiba beni:)... yeni bir hikaye yazmak gerekir en kısa zamanda... saat: 23:53 Bir yazı yazmalı mıyım? Neden yazmadığımın, cevabını bulmalıyım önce ama. Kimi cezalandırıyorum? Bir sürü olay, bir sürü yol gittim yazmayalı cümleler dilimi şişirdi fakat inatla yazmadım. Ne değişti? Hiçbir şey. 21 Mart 2015 Kadın yalnızdı ya da yalnız olduğunu sanıyordu. Yalnızlık, devamlı aklını kurcalayan bir kavramdı. Etrafında bir sürü insan varken bir mekânda kimsenin onu fark etmediği bir yerde oturup yemek yerken yalnız mıydı? Öyle etrafına bakındı, biri birkaç arkadaşıyla oturmuş yemek yiyor. Öyle çok yakışıklı falan değil ama sadece mütevazı olduğunu düşünüyor kadın nedense. Belki de evli, iktidarsız ve bu yüzden her gün karısına işkence eden bir sapık. Olabilir ama kadın nedense iyi biri olmasını istiyor onun, arkadaşlarını uğurluyor o kalıyor masa da. Bundan sonra şöyle devam etmeli kadın yanına gidip merhaba diyebilir mesela ya da göz hapsine alıp kendini fark ettirebilir. Becerebilir mi bilmiyor yaklaşık… kaç yıl olduğunu saymamış eline erkek eli değmemiş biri olarak. Tabii bunların hiçbirini yapmadan yemeğini bitirip kalkıyor masadan kadın. Adamın kim olduğunu bilmiyor bir dolu hikaye yazıyor aklından ona. Ama sonra fark ediyor ki adamın yüzünü hatırlamıyor, daha doğrusu yüzüne hiç dikkatli bakmamış. Aslında kadın yine kendini kandırıyor. Bir gece konaklayacağı odasına geliyor. Otel gibi bir yer; çok temiz olmayan banyo, sabuna benzer bir şey kokan çarşaflar. Bu tür yerlerde hep aynı deterjan mı kullanıyorlar diye düşünüyor kadın. Hoş öyle evinden çok fazla dışarı çıkan biri değil ama çıktığında da hep aynı kokuyu duymak hoşuna gitmiyor. Bu kadar şikayet etse de kalacak yer için çok seçeneği olmayan biri olarak odasını seviyor kadın. Bir çok kanalı gösteren televizyonu bile var. Televizyona hiç ihtiyacı olmayan biri bunu neden vurgular? İnsanoğlu kendini biraz özel hissediyor herhalde bu tür artı özelliklerle ve bu yüzden vurguluyor bunları. Elinin altında okuması gerekirken kitapları varken televizyonu açtı kadın, saatlerce daha önceki bölümlerini takip etmediği diziyi seyretti ve düşündü öyle bugün burada yalnız olmasaydı diye... Gece olduğunda eğer sabahın köründe kalkacaksa kişi, zaman belirli saati geçtiyse uyumalı insan. Öyle yaptı kadın da televizyonu kapadı, birkaç sayfa bir şeyler okudu ve ışığı kapatıp uyudu. Umduğundan rahat uyudu hem de. Fakat uykusunu almış olduğundan ya da bilinçaltının gereksizliğinden bir rüya ile uyandı kadın. Evindeydi, elinde anahtarı odasını karıştırıyordu ki, ev sahibi eve geldi. Öylece kaldılar. Burayı normalde de böyle hayal ederdi kadın ama ilk konuşan ben olmamalıyım diye düşünürdü hep. Tabii öyle olmadı rüya da, biraz geçince neden onu hiç merak etmediğini, onu hiç özleyip özlemediğini falan sordu… aman sonunda güzel biten bir rüya işte… Sabaha karşı rüyadan uyandı. Her şey bu kadar gerçekmiş gibi nasıl oluyordu rüyasında. Nasıl hissediyordu onun sıcaklığını? Ve bilinçaltı neden ona hiç izin vermiyordu? Kadın birçok olayda olduğu gibi bu durumda da kendini mi aşmalıydı önce? Bu sefer, gerçekten, onu hiç bilmediği yerlerden sınıyordu hayat. bu yazı buraya yazılmadı sana küs olduğum zamanlarda yazmışım bunu. Şimdi niye ekliyorum. yazmaktan hiç vazgeçmedim, vazgeçemedim sadece bunu bilmeni istedim. Yine kadın olacak, yine adam olacak hikayelerimin baş kahramanları... Ve hepsi hayal dünyam olacak , benim olacak. Bu kadar, hepsi bu!!! saat: 23:56 Bu gecelik hoşçakal.. Çok güzel bir gece oldu kendi adıma, daha da güzelleri olacak zamanla; ülkem için, bazı insanlar için umut gitgide azalsa da... | ||
|
|
||