|
25 Aralık 2016, Pazar
saat: 15:32
ben sabah insanıyım. bunu bir kere daha anladım. "sevgilim sabahın erkenini seviyor ben gecenin esmerini" diyordu birhan keskin. yılsonu. içmuhasebe zamanları. eskilerden kurtulmak yenilere yer açmak için hazırlıklara girişmek dönemleri. bir hazırlanma süreci. sağlıkocağından aldığım kağıtta yaşımın karşısında 29 yazıyordu. yapma ya? ne ara? vay be? ama nasıl? .peki. dün dr'dan hiç yapmadığım bi şey yapıp plak aldım.meğer %40 indirim varmış. kasadayken öğrendim. sonra bu bilgiyle yerimde duramadım, eve geldikten sonra tekrar dr'a gidip, bir tane daha plak almak gerekliliği hissettim içimde. şu an evde iki tane leonard cohen duruyor. fakat aldıktan sonraki şu boşluk hissi.ilginç.ve değil. yani hepsi şu objet petit a'nın sözlükte çok güzel söylediği gibi, kişinin benideali ile ben'i arasındaki farkın büyüklüğünden duyduğu rahatsızlığı gidermeye yönelik girişimler. yani psikoloji bilimi bir kere daha haklı. tebrikler psikoloji! kahrolsun darboğazlar! yılbaşında dilovasında görevliyim. stok sayımı çok mühim bir iştir. bence dr da stokları eritmek için kampanya yaptı, sonuçta yılsonunda onların da sayması gerekiyor. hangileri "uçurulacak", hangileri nakte dönüşebilecek? bunlar önemli şeyler, eğer bir fabrikada yaşıyorsanız, ya da eğer bir üretim yapıyorsanız. hizmet üretimi de bir üretim. neyse, kitap bitti. şefimden furkana geçen, furkandan bana gelen kitap. fabrikalar ilginç organizmalardır, darboğazlar çok cicidir, onlara iyi bakınız. kendime dair yaptığım tasarımda bu işi iki yıl yaparım demiştim, sonra da psikoloji yükseklisansı. kendime dediğim buydu. bu yıl ikinci yıla giriyorum işyerinde. bakalım... otuza bir kala. otuzolmadanönceyapılacaklarlistesi. böyle bir liste var mı? uzun zamandır kil'le oynamıyorum.tuvale dokunmuyorum. belki bunları yeniden hatırlasam iyi olur yeni yılda. nemrud dağını görebilirim. fujiyama'ya gidebilir miyim? peki ya eyyajyollajokull? çok mu uçuyorum? engingeçtan çok güzel uçan bir insandır. kayhankalhor bir büyücüdür.yıllar önce aldığım ve okumadan bıraktığım ve okumamanın gerekçesi olarak "nasılolsa otuzumda okurum" dediğim ingeborg bachmanın "otuz yaş" kitabını okumam gerekecek otuz olduğumda. değiştiğini düşünüyor musun demişti şermin son gittğimde -belki de ondan önce-. tabii demiştim. "bana ilk geldiğinde 24 yaşındaydın. o zamanlar onaylamadığın bir şey söylediğimde hemen suratın asılır, konuyu kestirip atardın. şimdiyse tepkinin değiştiğini görüyorum" gibi bişeyler demişti. haklıydı. olgunlaşmak böyle bişey sanırım. bu yıl bir de simgeyi görmüştüm. hatta kendim için zor bir şeyi yapıp onunla görüşmeyi kabul etmiştim. buluştuğumuz sıradaysa, bunun o kadar da zor bir şey olmadığını farkedip sevinmiştim. lacancı bir dergi çıkarıcaklarmış, bana bunu söylemek istemiş. bense konudan çok uzaktım. bir de şu an formasyonu için yeni bir terapiye başlamış yeni terapistiyle. bana bunu söylemişti. biz birlikteyken gittiği terapisti çeşitli sebeplerle benimle özdeşleştirdiğini biliyordum zaten, meğer bu görüşmenin onun açısından böyle de bir anlamı varmış. şaşırmıştım görüşmeden sonra, ben kendim için bir şey yaptığımı sanıyordum onunla görüşerek, oysa aynı zamanda onun için de bir şey yapıyormuşum. ilginçti. neyse yolu açık olsun. herkesin yolu açık olsun. bombalar ve patlamalar bir yandan süregelirken,yaşamaya devam. merhaba 2017! gülegüle 2016! kendine iyi bak. | ||
|
|
||