26 Aralık 2016, Pazartesi
saat: 22:26


Geçenlerde "çok enteresan bir şey oldu, yüklerimden birinden kurtuluyorum, anlatcam" demiştim de, iki hafta süresince mesaiden bayılıyordum, yazamadım.

Bir sabah ağzım yüzüm kaymış, serviste uyuya uyuya işe geldim. Kendime kahvaltılık bir şeyler aldıktan sonra iş yerime doğru yürürken telefonumun ekranını kontrol ettim ve bana kim yazmış :O seneler önce küstüğümüz rumim. Yüreğimin en kapanmaz yarası, en özlediğim insan, en "keşke böyle olmasaydı"m.. Sürekli rüyalarımda dayanamamışız ağlamışız barışmışız temalı rüyalar görüyordum.. "Ben senin doğum gününü niye unutmuyorum Ceyd" demiş. Telefonu elimden düşürüyordum. "okuldaki ilk gün annelerimiz gittikten sonra, ne bok yicez konuşmamızı? sabahlara kadar film izleyip, okula gitmeyişlerimizi? ortak müzik zevklerimizi? geçmişi deli gibi özlüyorum... okulu, beytepe'yi, yaptığımız onlarca ergen davranışı..." ben bunları okur okumaz bir ağla sokakta. 5-6 sene sonra bana yazmış. Hem inanamıyorum. Hem bir ferahlama geliyor. Hem ne kadar özlemişim rumimi, hem o da beni özlemiş. Hem tıpkı benim gibi o da yıllarca üzülmüş. Mutluluk gözyaşlarıydı. Bir anda her şey hücum etti aklıma. "R. ile bir olup seni çatır çatır yalnız bıraktığım için özür dilerim" demiş. O sıralarda aklından geçenleri sıralamış. "Kalbini kırdığım tüm saçmalıklar için özür dilerim" demiş. Günce. Sana anlatamam. Bu benim için o kadar önemliydi ki. O kadar atlatamıyordum ki. Senelerdir içimde bir yük. Bir geçmez üzüntü. Yapayalnız kalmamın sebebi. Kimseye artık bütün kalbimle güvenemeyişimin sebebi. Arkadaşlıklarımın yüzeysel olmasının sebebi. Çok az arkadaşım olmasının sebebi. Özür dilemiş. Upuzun yazmış. Ben de ona yazdım upuzun. İçtenlikle cevap verdim. Özür dilediği için teşekkür ettim. Bana yazdığı için ne kadar mutlu olduğumu yazdım. Yazdım da yazdım günce. Belki buluşuruz bir gün. Umarım iyidir.

istanbul
hosting