|
28 Aralık 2016, Çarşamba
saat: 10:31
Saat 10.15 itibariyle resmen enerjim tükendi, bu adamlarla uğraşmak gerçekten çok ama çok zor ya. Delirmemek ve biraz da kafam dağılsın diye günceye sığındım ofisten çıkamadığım için. Geçen gün can bey'in ofisine uğrayıp sağda solda bulamadığım artık çoğunun baskısının bile olmadığı kitap listemi önüne koyup şunları bulabilsem ne mutlu olurum biliyor musun dediğimde hallederiz dediği an onu pek ciddiye almamıştım ama tam 1 gün içinde 8 kitabın 6sını bulup ofisime kargolaması inanılmaz hoşuma gitti. O adamla zaman geçirmeyi seviyorum, yanında yaratıcı yazarlık atölyesine giriyormuş gibi hissediyorum. Bana sürekli potansiyelimden ve bunu zamanla açığa çıkaracağımdan bahsediyor. Son yazdığım şeyin ilk 30 sayfasını götürdüm ona o gün. Eğer hikayenin içine kendini katmadan yazmayı becerebilirsen çok seçkin bir öykücü olabilirsin dedi bana. İşin içine kendimi katınca taraf oluyorum gibi oluyormuş çünkü. Romancı objektif olmalı diyor. Aslında yazarken farkında olmuyorum ama o söyledikten sonra haklı olduğunu görebiliyorum. Acele etme diyor,henry miller bile ilk kitabını 40 yaşında çıkarttı. Sabırlı ol sen üretmeye devam et diye beni teşvik ediyor. Aslında hiç kitabım çıkmasa bile onunla böyle bir fikir alışverişine girmek bile benim için çok ama çok değerli. Öyle işte bakalım 2017 yılında belki adımın raflarda olduğunu görebiliriz. Florence çok güzel film olmuş bu arada, merly streep öyle tatlıydı ki, ayrıca allah bana hugh grant gibi yaşlanmayı nasip etsin gençliğinde götüme benziyoken yaşlandıkça allah gibi yakışıklı olmaya başladı herif. Sözün kısası florence'i seyredin,seyrettirin. Birde şu şarkıyı dinleyin mutlaka. www.youtube.com/watch?v=CuK5raZtXKQ | ||
|
|
||