30 Aralık 2016, Cuma
saat: 20:04


eski yazıları karıştırırken denk geldi...umursamaz değilim. özledim ve özlüyorum da çoğu zaman...

ama başka bir yazıda da yazdığım gibi çoktan değiştik ikimizde. dolayısıyla aslında onu değil. eski ben'i ve anıları özlüyorum. sair zamanlar işte...


aklıma hep nedense Foça'da soğuk kış gününde üç beş mezeyle bütün gece onu doktoraya devam etmesi konusunda ikna etmeye çalıştığım akşam geliyor. çocukluk işte.. hem unuttum gitti diyorum, hem de çiçekler yolluyorum o eski aşka ve kendime buradan.

velhasılı, külkedisine de gönderme olarak, senin de ayakların büyümüş, ne terlik oluyor, ne ayakkabı...

üç-beş sene daha rakı içince benden paso artık. hoş geldin yeni yıl.


baki saygılar...

"çimler daha yeşildi"

-merhaba, dedim.
-aa, merhaba, nasılsın, dedi, bir gün..
(böyle böyle giriştik)

-ben...dedi.
-sen...dedim.
-sen...dedi.
-ben mi dedim.
(böyle böyle dokunduk)

-çok karanlık değil mi, dedi, korkuyorum.
-çok aydınlık değil mi, dedim, karışıyorum.
(böyle korktuk alacakaranlıktan ilkin)

-olmayalım o zaman, dedi , bir zaman sonra
-olmamalıyız, dedim, bir zaman sonra
(böyle böyle oldukça..karıştık)

-susalım, dedi.
sustum o zaman ben de.
(böyle böyle konuştuk yek diğeriyle, yek diğerine karşı, yek diğerine rağmen)

-bir… anlamı var, diye düşündü
-bir anlamı var...diye düşündüm ben de.
(böyle böyle ayrıştık)

-acıyorum
-acıyıp acıtıyorum
(hali ile kaldık biz)

-merhaba...dedi
-merhaba...dedim, çok zaman sonra
(böyle unutmadık hatırladıklarımızı o gün)

-merhaba.. dedim, bir gün.
-aa, merhaba.dedi, o gün.
(o gün ilk merhabada kaldım)

(senon é vera, é bene, trovato!-doğru olmasa bile iyi uydurulmuş!)

www.youtube.com/watch?v=uTIB10eQnA0



istanbul
hosting