|
05 Ocak 2017, Perşembe
saat: 16:01
Gerçek mutluluğu bulamıyorum, kalıcı huzur bulamıyorum. Uğruna uğraşırken ömür çürüttüğümüz her şey oldukça anlamsız geliyor. Ben evcil birisiyim, gezmeyi seviyorum ama nihayetinde eve gelmek istiyorum. "Home Home again I like to be here When I can When I come home Cold and tired It's good to warm my bones Beside the fire" Peki neden sürekli hiç dinmeyen gitme, kaçma, uzaklaşma dürtüsü? Belki de ev, gerçekten ev değildir. Belki bu şehirden başka bir yerde benim ait olduğum yer. Belki çok uzak, belki yakın... Sürüncemede kalmak boğuyor beni, sıkıyor. İç organlarımı patlatırcasına, kemiklerimi tuz buz edercesine... Bir sorun olduğunu bilmenin hiç bir anlamı yok, sorunun kaynağını bulamadıkça. Sorunu tespit etmek sorunun çözümüdür. Teşhis edilen her sorun çözülmeye hazırdır. Ben kendi sorunumu teşhis edemiyorum. Bütün bir ömür sorunu teşhis etmeden geçer mi? Belki yaşamanın kendisi başlıca bir sorundur. Bazen her şey çok karmaşık, anlamsız geliyor. Anlık mutluluklar için verdiğim çaba, ufak şeyler için duyduğum kaygılar... Acınası bir hal alıyor. Kendime acıyorum ama kendimi sevip, takdir de ediyorum. Hak ettiğin bu değil, böyle değil. Tamam ama nasıl? | ||
|
|
||