08 Ocak 2017, Pazar
saat: 15:40


zülfü livaneli'nin bahsettiği gibi, kendi ülkemizde mülteciler gibi rahat yaşayabileceğimiz bir şehir burası, mutlu olabilecek kadar küçük. bu yeni şehirde yalnızlığa alışmak o kadar da zor olmamalı.
hayallere ulaşabilecekken, onun bana öğrettiği hayallere. evimizde sessizlik, evcil hayvanımız, bisikletlerimiz; sokakta şehrin dingin ruhu, zarar verme potansiyeli düşük insanlar; ay sonunu zor getirebilirdik oysa, yine de ben bunu yazarken o karşı koltukta oturmuş bir kitap okurdu.
tam ona göre bir koltuk ayarlamıştım, bir yanında kitaplık bir yanında sıcak petek hatta küçük bir masa lambası bile hazır sadece o lanet koltuğa oturmalı.
bu defa midemi yeniden delecek kadar derin değil, belki sadece saçlarım beyazlar, bir sene kaldı 2 haneli geçmişliğin başına 3 gelmesine. zaman yegane düşmanı ve ayrılmaz bir parçası hayatın.
belki su, bu sefer denize ulaşmaz, otların arasında kendine yer bulur ve çoğalır, birileri boğulmasın bir çerçeve iyi olurdu, uzaktan izlenmesi güzel birikinti ya da kurutulması gereken bir bataklık.
hastalıklı ruh halinin çıkmaz sokağında tıkanmış bir rögar kapağı, şelaleye ulaşıp coşamayacak. yazık.

istanbul
hosting