|
12 Ocak 2017, Perşembe
saat: 01:31
Kafam cok radikal sekillerde degisiyor. Bakis acim ya da duygularimi nasil kullanacagim gibi derin yerlerde garip depremler oluyor. Hic biri de kotu ya da aci verici sekilde gerceklesmiyor. Yepyeni kocaman gercek hayatsal zorluklar cikiyor karsima ama mantigim da bunlarla haraket edebilecek sekilde degisiyor. Biraz kendimi insan olarak anlamaya basladigimi soyleyebilirim. Kendimi cok dizginleyen bir yapim oldugunu farkettim. Geri de tutan bir dizginleyis. Duygularim, dusuncelerim ve karakterim sadece bana konusuyor. En gercek halim yani. Insanlarin beni tanimasina olanak verecek kadarim sadece ufacik bir parcam bunu farkettim. Virginia Woolf okuduktan sonra kadinlar ve kadin olmak ile ilgili dusunmeye basladim. Dusunmeye baslayinca gercekten cok garip bir dunya haline burunuyor kadin olmak. Ama gene de pek bi yerime aci olarak dokunmadi sanirim cunku sansli bi cocuk oldum, kadin ya da erkek degil. Ama hep daha maskulen bi dusunce yapim oldu. Mona ile yaptigimiz konusmalar ile kadin olmanin, o feminen tarafin basmbaska bir sey oldugunu cozumledim. Ege'de bu feminen yapinin baska bir karakterini gordum. Sanatci bir kadin olarak fiziksel olarak neler yaptigina baktim. Ressam kadinlarin biyografisini izledim. Georgia O'Keeffe yasami, karakteri ve isleri ile cok ilgimi cekti. Onda da feminen yapinin baska bir karakterini gordum. Simdi o feminen tarafimi aramaya karar vermis gibiyim. Bundan bu kadar uzun bahsetmemin sebebi sanirim o kanali acmanin su ana kadar kafamda degistirip gelistirmekte oldugum tum yapiya bir suru farkli noktadan dokunuyor ve onlari birlestiriyor olmasi. Androjen bir zeka ve kisilik yapisinin toparlanip buyuyerek geri donusunu izliyor gibiyim. O kadar guzel ki .. | ||
|
|
||