20 Ocak 2017, Cuma
saat: 23:22


Sekiz yıl olmuş buraya yazmaya başlayalı, sekiiiiizzzz!!! İlk günü hatırlıyorum; üniversite öğrencisiydim, Eskişehir'de önü erik ağaçlı bir evde oturuyorduk. Her şey öyle güzel devam edecek sanıyordum, beni harika bir gelecek bekliyor sanıyordum, gözlerimin içi hep parlayacak sanıyordum -aldığım kullanıcı adından bile belli öyle bir gerzek olduğum. Her şey güzel olmadı, ama ben inatla gülmeye devam ediyorum... Gözümdeki fer arada gidip geliyor. Bir şey olsun diyorum... O sırada bir şey oluyor:
Ben çocukken bizim evde su yeşili üstüne çimen yeşili çiçek desenleri olan bir çarşaf vardı. Nedense "Bostan Çarşaf" (bizim oralarda salatalığa bostan denir) diye isim takmıştım ben ona. Annem yatağıma hep o çarşafı sersin isterdim. Annem çarşafı alıp şööööyle güzelce savurur savurmaz yatağa atlar, yuvarlanırdım çarşafın üstünde. Tatlı bir serinlik gelirdi Bostan Çarşaf'tan. Annem sabırla, yüzünde muzip bir gülümsemeyle beklerdi o gerzek yuvarlanmam bitsin diye. İyi ki varmış o çarşaf. Şimdi "kazık kadar kadın" olduğum şu günlerde bile, ne zaman çarşaftan usulca yayılan bir serinlik hissetsem tekrar çocuk oluyorum... Bir şey oluyor... Demem o ki, çocuklarınızın gerzekliklerine izin verin, büyüyünce "huzur hatırlatıcısı" oluyor o anlar... Bir de, ne demiş Jorge Amado: "İnsanın anayurdu çocukluğudur."

istanbul