|
03 Şubat 2017, Cuma
saat: 19:01
Cafe işleten hatunlara karşı olan zaafımı aşamıyorum. Bugün levent sokaklarında keşfettğim minik butik bir kahvecide ki hatunla tam dükkanın olduğu sokağın onun aşağıdan benim yukarıdan gelerek denk geldiğimiz bir selvi boylum al yazmalım kıvamında karşılaşmamız ve beni içeri davet etmesi olayları geliştirdi tabi. Kızın yüz hatları,konuşması ,boyu posu balkan göçmeni olduğunu söylese de çok alakasız bi yerden göçmen çıktı. Acem kızıymış,iranlı. Taaabi ya. Ömer Hayyam rubaileri kadar güzeldi sonuçta aynı topraklarda yetişmemiş olmasına imkan var mıydı? Bunu yüzüne söyleyemedim ama söyleyemeyeceğimden değil o an aklıma gelmedi. Gelse söyleyebilir miydim ? Bilmiyorum, çok sıcak davrandı. Hislerimde kolay kolay yanılmam bu konuda. Ama gel gör ki şu aralar darmadağın olmuş durumdayım birde böyle bir atraksyona girmem mümkün değil. Genede onunla muhabbet ederken dünyayı unutmam güzel birşey. Ursula hanfendinin ikircikli distopyasına 2.kez başladım. ilk okuduğumda küçüktüm çünkü tam olarak randıman alamamıştım, küçüktüm dedigim gene 20li yaşlardaydım da nerden baksan gene 7-8 sene öncedir. Bu kez daha iyi geldi ama genede bazı yerlerini anımsamak,hafızamın azizliğine uğramaması güzel. Birgün buralardan çekip gidersem ya Anarres'e yada oblomov'un rüyasındaki gezegene gideceğim. Aksi halde burda başınıza kalacağım. Daha güçlü bir volkan için evet diyorum, sen günce dostum sen ne diyorsun? www.youtube.com/watch?v=XMLmYmPsUSs | ||
|
|
||