05 Şubat 2017, Pazar
saat: 22:07


Bu akşam batu'yle buluştuk. Karnım deli gibi ağrıdığı için hiç çıkmak istemedim, ama ayıp olcaktı. Bin yıldır falan buluşmaya çalışıyorduk, başardık. Özleşmişiz. İyi oldu. Hiç susmadan konuştuk. Doğum günümden beri bana vermeye çalıştığı hediyemi de bu akşam verdi bana. Vedalaştıktan sonra eve yürüyordum. Karşıdan karşıya geçerken elimdeki poşet hafifledi birden, içindekinin yere düştüğünü anladım. Döndüm arkama baktım, çanta yolun ortasında (hediye bir çanta evet). Bir anlık tereddütten sonra geri döndüm. Arabaların geldiğini gördüm ama, yolun ortasında insan olduğunu görüyorlar alıyım diye düşündüm. Taksinin biri arabayı üstüme bir sürdü! Çarpcaktı nerdeyse. O kadar çok korktum ki, napıyosun diye bağırdım adama. Durdu yanımda, açtı camını. Asıl sen napıyosun be yolun ortasında hele höle.. (Tam ne dedi hatırlamıyorum) Yolun ortasında insan var, eşyalarım düştü almaya çalışıyorum görmüyor musun beni dedim. Gerizekalı asıl sen görmüyor musun salak hele höle hejwljeje bağırdı bastı gitti. Elim ayağım titreye titreye, eve yürüdüm. Kapıdan girdim ağlamaya başladım şakırt diye. Anlatamadım anneme kardeşime. Su içtim sakinleştim de öyle anlattım. Ulan ne şerefsiz adam. Üste arada sürmek ne ya. Bekle işte görüyorsun. Bir saniyecik bekliceksin. Acele ediyordum zaten. Uyuz uyuz hareket eden insan hiç sevmem. Hızlıca alıp çekilcektim kenara. Bir saniyecik bekle işte. Beni üzdüğüne korkuttuğuna değer mi? Neden böyle oldu bu insanlar? Gitmek istediği yere 3 saniye önce gitmesi benim canımdan daha mı değerli, anlayamıyorum.

istanbul
hosting