15 Şubat 2017, Çarşamba
saat: 10:20


Dün onun mezarının başına oturmuş ona birşeyler anlatırken sırtıma vuran kış güneşi onun elleri sanki tenimi sıvazlıyormuş gibi ısıtıyordu.Tıpkı gülüşü gibi.

Küçükkuyudayız, assos'la behramkale arasında mekik dokuyoruz. Seviyorum orayı mitolojik bir havası var çünkü. Ruhuma her zaman nefes üfleyen mistik bir kara parçası. Karşında ege deniz kızı gibi uzanmış pırıl pırıl parlıyor.
Hamileydi, o zamanlar 3 kişi olarak geziyorduk bambaşka bir heyecan. Baba olmayı hep çok istemişimdir. Dedem ve babamdan kalma bir ihtiras. Öyle güzel birşey ki koruyup,kollamak daha küçük yaşlarımdan beri içime işlemiştir bu. Kardeşime düşkünlüğüm bu yüzdendi Çınara da öyle..Daha 8 yaşındayken elime verdiler bu kardeşin diye. Hani filmlerde olur ya küçük anne gülşah diye. Onun gibi olduk. Bir canlının gözlerinin önünde senin ellerinde büyümesi inanılmaz birşey. Fabrikada açan orkideler,yollarda bulduğum minik,sahipsiz kediler,köpekler. Hepsi öyle güzel büyüyorlar ki gözünün önünde insanın.
İşte şimdi benim bir çocuğum olacaktı, benim bir parçam. Onunla ortak yaptığımız en güzel şey.En değerli hazinem.hazinemiz. Yaşadığımız bu tutkulu aşkın yeryüzündeki vücut bulmuş hali.

Baba olacaktım ya. Kimseye çaktırmasam da içten içe keyifleniyordum. El kadar bişey gözlerini dikip içime işleyecekti.Onun babası ben olacaktım.
Haberi alıp ıraktan dönüşüm. Gümüşsuyundan Kabataşa inen yokuştaki evimizin önündeki merdivenlerde beni bekleyişi.Hala sanki bugün gitsem orda beni bekliyormuş gibi.

Dün aklıma geldi de. Ya bu yaşananların aksi olsaydı. Ya çocuğu doğursaydı o trafik kazasını öyle geçirseydi. Çocukla ortada bir başıma kalsaydım onu nasıl büyütürdüm acaba.

Bazen oturup hayatımda keşke dediğim yerleri kafama göre kurgulayıp oynatıyorum. Filmin sonunda değişmeyen tek şey göğüs kafesimin ortasında birşeylerin sıkışması oluyor.

Bu hayat benim kurtsağımda kaldı artık bunu çok iyi biliyorum.


istanbul
hosting